VIDEO// Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, zirvenin ardından düzenlediği basın toplantısında Ukrayna konusunda sert mesajlar verdi. "Ukrayna konusundaki müzakere süreci şu anda donmuş durumda" diyen Rus lider, seferberlik ilan edileceği iddialarını da yalanladı.
Putin, Eylül seçimlerinin ardından ülkede yeni bir seferberlik dalgası başlatılabileceğine ilişkin iddiaları yalanlayarak, “Tamamen saçmalık. Bu, Rusya’ya yönelik bir bilgi saldırısı” dedi.
Bu arada Sputnik'in aktardığına göre Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi ülkelerin küresel ekonominin üçte birini oluşturduğunu belirterek, örgütün genişleme sürecinin aceleye getirilmemesi gerektiğini söyledi. Putin, örgütün uluslararası sistemdeki konumuna ve gelecekteki genişleme sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
ŞİÖ’nün en güçlü bölgesel yapılardan biri olduğunu belirten Putin, örgüt üyesi ülkelerin dünya gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık üçte birini ürettiğini ve önemli doğal kaynaklara sahip olduğunu ifade etti.
ŞİÖ’nün genişlemesinin örgütün daimi üyelerinin alacağı kararlara bağlı olduğunu kaydeden Rus lider, bu sürecin dikkatli yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Putin, “Örgütün amorf bir yapıya dönüşmesine izin vermemek için genişleme sürecinde acele edilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu.
ŞİÖ bünyesinde hiçbir ülkenin diğerine iradesini dayatmadığını savunan Putin, örgüt içinde alınan tüm kararların üye ülkelerin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini söyledi.
Putin, ABD ile ilişkiler konusunda, istihbarat servisleri temsilcileri arasındaki temasların her zaman sürdürüldüğünü söyledi.
Rusya Devlet Başkanı, ABD’lilerle Ukrayna konusunda yürütülen müzakerelere ilişkin ayrıca şunları kaydetti:
"Her türlü müzakerenin somut bir içeriğe sahip olması gerekir.
Ukrayna konusundaki müzakere süreci şu anda donmuş durumda.
Witkoff ve Kushner, Rusya’da her zaman memnuniyetle karşılanan isimler; Moskova onlarla çalışmaktan memnuniyet duyuyor."
Rusya Devlet Başkanı, basın toplantısından önce Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov ile operasyonun seyri hakkında görüştüğünü, ayrıca farklı kaynaklardan bilgi aldığını belirtti.
"Ağustosta Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde (DHC) 270 kilometrekarelik alan ve 15 yerleşim birimi Rus ordusunun kontrolüne geçti.
Rus birlikleri Slovyansk ve Kramatorsk’un doğu eteklerine, Drujkovka’nın ise güney eteklerine ilerliyor.
Merkez Askeri Grubuna bağlı birlikler, farklı kritik yönlerde ilerliyor ve Dobropillya’da sokak çatışmaları yürütüyor.
Batı Askeri Grubuna bağlı birlikler, Oskol Nehri’nin doğu kıyısında büyük bir Ukrayna askeri grubunu kuşattı ve etkisiz hale getirme operasyonuna başladı.
Rus ordusunun Sumi’deki çevre yoluna ulaşmasına 12 kilometre kaldı.
Rus birlikleri, Sumi ve Harkov bölgelerinin sınır kesimlerinde bir güvenlik kuşağı oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Rus birlikleri Zaporojye yönünde aktif taarruz yürütüyor; ağustosta dokuz yerleşim biriminin kontrolü ele geçirildi.
Rus ordusuna, Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı misilleme saldırıları düzenlenmesi talimatı verildi.
Moskova’nın Leipzig’teki insansız hava aracı olayıyla suçlanmasını, Almanya’nın içinde bulunduğu ağır koşullarla ilişkilendiriyorum.
Almanya Başbakanı ülke vatandaşlarının çıkarlarını savunmuyor, onları pazarlık konusu yapıyor. Almanların yaşam standardı düşüyor, insanlar işlerini kaybediyor.
Zelenskiy’nin Rus hava yolu şirketlerine yönelik tehditlerini devlet terörizmi girişimi olarak değerlendiriyorum.
Ukrayna, müzakerelerin ve yüz yüze görüşmelerin yeniden başlamasını istiyor. Ancak teröristlerle müzakere edilmez.
Barışçıl çözümü görüşebilmek için Ukrayna’da muhataplara ihtiyacımız var.
"İngiltere’deki hedeflere yönelik olası bir saldırı, askeri sırdır.
Japonya ile barış anlaşmasına ilişkin temasların kesilmesinin sorumluluğu tamamen Tokyo’ya aittir.
Rusya ve Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile Avrupa Birliği (AB) konularındaki diyaloğu sakin bir biçimde yürütme konusunda anlaşmaya vardı.
Tahıl anlaşması çerçevesinde Rusya’nın dile getirdiği sorunlar hala çözüme kavuşmadı.
Rusya anlaşmaya katıldı ancak tahılın büyük bölümü Avrupa’ya gitti; Afrika bundan yararlanamadı.
Ukrayna Rusya’ya zarar verdi ancak bu zarar kritik nitelikte değil. Ukrayna’nın Rusya’ya kritik düzeyde zarar verme imkanı da bulunmuyor.
Ukrayna ekonomisi açısından tehdit hissetmeye başladı; ülke bugün ancak ayakta kalmaya çalışıyor."
Öncelikle Kırgızistan Cumhurbaşkanı'na ve ŞİÖ zirvesinin düzenlenmesi için çalışan tüm meslektaşlarına teşekkür ederek başlayalım. Büyük bir çalışma gerçekleştirildi. Muhtemelen daha önce burada bulunanlarınızın da dikkatini çekmiştir, bazı yapılar özellikle bu etkinlik için inşa edildi. Her şey son derece iyi, uluslararası standartlarda gerçekleştirildi, organizasyon açısından kusursuzdu ve önemli belgeler kabul edildi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı'nı ve kalabalık ekibinin tamamını bu sonuç dolayısıyla tebrik etmek istiyorum. Başlangıç olarak söyleyeceklerim bunlar.
Buyurun, sorularınızı memnuniyetle yanıtlayacağım.
A. Nefyodova: Bugün konuşmanızda ŞİÖ'nün dünyanın en büyük bölgesel örgütü olduğunu vurguladınız. Sizce örgütün daha fazla genişleme potansiyeli nedir? ŞİÖ'ye yeni üyelerin katılması mümkün mü? Yoksa şu anda öncelik iç entegrasyon mu?
V. Putin: Hatırlatmak gerekirse ŞİÖ kendiliğinden ortaya çıkmadı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından doğdu. Bunu daha önce de söylemiştim. Örgüt, sınır bölgelerinde olası çatışmaların, olayların ve birtakım eksikliklerin önüne geçmek, öncelikle güvenlik alanında bu konuda bir çalışma sistemi oluşturmak amacıyla kuruldu. Ve bütün bunlar zamanında ve nitelikli biçimde yapıldı, fayda sağladı.
Ancak çok kısa sürede böyle bir platformda yalnızca güvenlik değil, başka konuların da görüşülebileceği anlaşıldı. Ekonomik kalkınma, organize suçla, uyuşturucuyla, uyuşturucu kaçakçılığıyla ve terörizmle mücadele, ardından çevre ve kültürel iş birliği gibi konular da ele alınmaya başlandı. Kısacası ŞİÖ güç ve ivme kazanmaya başladı. Bölgedeki diğer ülkelerin de bu örgüte katılmak istemesi tesadüf değil.
Bugün itibarıyla dünyanın en güçlü bölgesel yapılanmalarından biri. Daha önce de söylemiştim, sanırım kamuya açık konuşmamın kapalı mı yoksa açık bölümünde mi söyledim bilmiyorum ama dünya nüfusunun yarısından fazlası, dünya gayrisafi yurt içi hasılasının da yaklaşık üçte biri burada. Ne kadar büyük doğal kaynak rezervleri var, lojistik imkânlar olağanüstü. Yani dünyanın yarısı burada. Başka ülkelerin de burada tam üye olarak yer almak istemesi tesadüf değil. Böylece üye ülke sayısı 10'a ulaştı, ayrıca farklı biçimlerde katılan ve farklı statülere sahip 15 ülke daha vardı. Şimdi bunların tamamı gözlemci.
Genişlemenin gerekip gerekmediği ve bunun ne zaman gerçekleşeceği, örgütün daimi üyelerinin kararına bağlı. Ancak ortak anlayışımız, örgütün amorf bir yapıya dönüşmesine izin verilmemesi gerektiği yönünde. Yani örgüt öyle gelişigüzel büyümemeli ve ortak yaklaşımları paylaşmayan bazı ülkeler ya da süreçteki bazı katılımcılar ortaya çıkmamalı.
Bu nedenle biz örgütün açık olmasından ve üye sayısının artırılmasından yanayız. Bunu acele etmeden, aşamalı biçimde yapma konusunda anlaştık. Gözlemci olarak gelenlerin de nerede bulunduklarını ve burada çalışma ilkelerinin neler olduğunu anlamaları gerekiyor.
Peki genel olarak neden bu kadar çekici? Çünkü burada her şey uzlaşı temelinde ve anlaşmalar yoluyla çözülüyor. Burada hiç kimse kimseye hiçbir şeyi dayatmıyor. Ortak ve herkesin yararına olması gereken kararların geliştirilmesi için bir platform burası. Bu anlamda önünün iyi olduğunu düşünüyorum.
O. Knyazeva: Bugün ABD ile gerçekleştirdiğimiz her türlü temas büyük ilgi çekiyor. CIA Başkanı geldi ve güya Rusya-ABD-Ukrayna arasında üçlü görüşmeler yapılmasını önerdi.
Sizce bugün yeni müzakere formatlarına ve belki de yeni arabuluculara, bunlar arasında Amerikalılara ihtiyaç var mı?
V. Putin: Öncelikle istihbarat servislerinin temsilcileri arasındaki temaslar her zaman yapılır. Belki fark etmişsinizdir, çok yakın zamanda ABD tarafına, ülkemizde cezaevinde bulunan bir Amerikan vatandaşını teslim ettik. Sağlık durumu ve insani gerekçelerle yaptık bunu. Zaten kendisi sıradan bir genç, sarhoş, kavgacı biri ve sağlık durumu da kötü. Bırakalım evine gitsin, tedavi olsun.
Birincisi bu. Temaslar her zaman var ve her zaman vardı. Soğuk Savaş'ın en zor dönemlerinde bile vardı, şimdi de özellikle var. İstihbarat servislerinin yöneticileri arasında doğrudan temaslar da sürdürülüyor.
Katılımcıların genişletilmesine ihtiyaç var mı? Biz, her türlü müzakerenin öncelikle somut bir içerikle doldurulmasından yanayız. Eğer birileri bu sürece somut katkı sağlayabilir veya sağlama imkânına sahipse, biz yalnızca bundan yanayız.
İstemediğimiz tek şey, her şeyin anlamsız bir döngü içerisinde dönüp durması. Ancak bugün belli ölçüde donmuş olan bu müzakere sürecine birileri olumlu katkı sağlayabilecek durumdaysa, genel olarak buna karşı değiliz. Burada elbette uzmanlara, askerlere, diplomatlara ihtiyaç var.
Her ne kadar bizim için iyi tanıdığımız ve genel olarak güvendiğimiz insanlarla çalışmak son derece rahat olsa da. Bunlar Başkan Trump'a yakın insanlar. Bana göre samimi insanlar ve çalışmalarımızı somut bir içerikle doldurmaya çalışıyorlar. Başkan Trump da onlara güveniyor ki bu çok önemli. Bu olmadan herhangi bir müzakere yürütmek zaten mümkün değil. Çünkü bizimle bir konuda anlaşıyorlarsa ve daha sonra en üst düzey yetkili söyledikleri her şeyi filtreleyip binlere bölüyorsa, bunun hiçbir anlamı kalmaz. Ancak bu şekilde, onlara güvendiğini biliyoruz. Bu nedenle Sayın Kushner ve Witkoff bizim için her zaman arzu edilen konuklardır ve onlarla memnuniyetle çalışıyoruz.
P. Zarubin: İyi geceler!
Geçtiğimiz günlerde orklar, kutup ayıları ve özel askeri operasyon konusunda oldukça beklenmedik bir benzetme yaptınız. Peki orada kimi kastettiniz, kim kimdi?
V. Putin: Biliyor musunuz, bu tamamen spontane gelişti. Sanırım Pedagoji Üniversitesi'ndeki toplantıda olmuştu, tamamen spontane bir şekilde söyledim. Orkalar, ayılar... Eğer orka balinalarının kolektif Batı'yı temsil ettiğini ima ediyorsanız, şunu söyleyebilirim: Orka elbette korkunç bir yırtıcıdır ama aynı zamanda entelektüel, akıllı bir hayvandır. Kolektif Batı içinse Sovyet döneminde kendilerine verilmiş ve bugün hâlâ kullanılan belirli tanımlar vardı: emperyalizmin köpekbalıkları.
Elbette kastettiğiniz anlamı aşağı yukarı doğru tahmin ettiniz. Söylediklerimin anlamı şu: Eğer birileri bizi besin zincirinde aşağı çekmeye ve yiyip bitirmeye çalışırsa, dişlerimize de maruz kalabilir. Rusya, bu köpekbalıklarının hızla büyüyen iştahlarına ve dişlerine rağmen bunu yapmaya hazır.
V. Sineok: Yine özel askeri operasyon hakkında.
Rus birlikleri şu anda Kramatorsk ve Slovyansk'a doğru ilerliyor, Ukrayna'nın askeri hedeflerine yönelik saldırılar sürüyor.
Bu çatışmada dönüm noktası artık yaşandı mı ve düşman bundan sonra tabiri caizse dağılacak mı? Yoksa bu an henüz gelmedi mi?
Cephedeki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
V. Putin: Düşmanın dağılacağından şüphem yok. Mesele zaman ve süre. Zamanlamaya ilişkin sorular her zaman çok zor ve bunlara, süreler ve benzeri konularda, somut yanıtlar vermeye çalışmamak daha iyi. Çünkü savaş acımasız ve öngörülmesi zor bir şeydir.
Ancak sizin şimdi yönelttiğiniz türden sorular, medya temsilcileriyle yapılan her toplantıda ortaya çıkıyor. Bu nedenle salona girmeden önce yukarı çıktım ve az önce Genelkurmay Başkanı ile doğrudan görüştüm. Ancak belirtmek isterim ki aldığım bilgileri farklı kaynaklardan, özel servislerin ve özel askeri operasyona şu ya da bu şekilde dahil olan kurumlarımızın neredeyse tüm yönetim organlarından alıyorum. Dolayısıyla en azından benim açımdan tablo yeterince objektif şekilde oluşuyor. Az önce ondan (V. Gerasimov) ve diğer meslektaşlarımdan gelen bilgileri aldım.
Şunu da eklemek isterim: Askeri çatışmalar her durumda kayıplar, ne yazık ki trajediler ve özellikle bilimin ve teknolojinin hızla geliştiği günümüzde yeni yeni meydan okumalar anlamına geliyor.
Şu anda en büyük meydan okuma elbette insansız sistemler; hem su altında, hem denizde, hem karada hem de havada. Bu bizim için ciddi bir meydan okuma ve bununla başa çıkıyoruz. Bu alandaki tüm görevlerin yerine getirileceğinden eminim, bundan hiç şüphem yok. Bunu savunma sanayii işletmelerimizin ulaştığı hızdan görüyorum.
Ama mesele yalnızca bu değil. Biliyor musunuz, küçük ve orta ölçekli işletmelerin temsilcileriyle, yeni ortaya çıkan mühendislik ekolleriyle yaptığım görüşmeler beni gerçekten çok sevindirdi. Buradaki mühendis uzmanların ortalama yaşı 35. Yakın zamanda onlarla görüştüm ve bundan hem mutlu oldum hem de şaşırdım. Dolayısıyla şüphem yok. Bazı alanlarda geride kalabilir, bazı alanlarda rakibimizi geçebiliriz ama tüm bu meydan okumaların üstesinden geleceğiz, bütün görevleri yerine getireceğiz.
Ancak soruya yanıt verirken asıl vurgulamak istediğim şu: Rus birlikleri, her şeye rağmen, özel askeri operasyon bölgesinde ilerleme hızını artırıyor. Sadece ilerlemiyor, ilerleme hızını artırıyor.
Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin kurtarılması planlı şekilde sürüyor. Sadece ağustos ayında, bunu özellikle belirtmek isterim, DHC'de 270 kilometrekarelik bölge ve 15 yerleşim yeri kontrolümüz altına geçti.
Bu ne anlama geliyor, nasıl gerçekleşiyor? Güney Askeri Grubu birlikleri, savunma hatlarını ve mühendislik tahkimatlarını aşarak, özellikle vurgulamak istiyorum, güvenli ve kararlı biçimde ilerliyor; Slovyansk ve Kramatorsk'ın doğu eteklerine, Drujkovka'nın güney eteklerine ulaşıyor. Cephe hattının farklı kesimlerinde bu kentlere 1,5 ila 4 kilometre kaldı. Üstelik Drujkovka'ya farklı yönlerden yaklaşıyorlar; birlikler kenti güneyden adeta kuşatmaya başlıyor ve doğudan yaklaşıyor.
Merkez Grubu birlikleri de aynı anda birkaç yönde ilerliyor. Bunlar son derece önemli yönler ve Dobropilya kentini ele geçirmek için sokak çatışmaları yürütülüyor. Burası güçlü biçimde tahkim edilmiş önemli bir lojistik merkez. Orada uzun süreli ve mühendislik açısından güçlü tahkimatlar oluşturulmuş. Nazar değmesin diye yaklaşan sonuçlar hakkında konuşmayacağım ama eminim ki sonuçlar alınacak.
Batı Grubu birlikleri ve askeri birlikleri, bilmiyorum medyada yer aldı mı, almadı mı, Krasnooskolskiy Baraj Gölü'nün doğu kıyısında, Peski-Radkovski bölgesinde büyük bir düşman grubunu kuşattı ve imhasına başladı. Kuşatma altında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin toplam yaklaşık 5 bin kişiden oluşan 13 taburu bulunuyor. Bu yakın zamanda gerçekleşti. Savunma Bakanlığı bilgi vermeye yetişti mi bilmiyorum. Orada yaklaşık 4 bin 500-4 bin 800 kişi olabilir. Aşağı yukarı böyle. Üstelik bu kuşatma fiziksel olarak tamamlanmış durumda. Yani bazı kesimlerin ateş kontrolümüz altında olmasından söz etmiyorum; gerçekten fiziksel olarak kuşattık ve kuşatma çemberini daraltıyoruz.
Zaporojye bölgesindeki ilerleme de aktif biçimde sürdürülüyor. Vostok ve Dnepr gruplarının birlikleri geniş bir cephede Zaporojye yönünde ilerliyor. Ağustos ayında dokuz yerleşim yeri kurtarıldı, Orehov kentinin merkez mahallelerinde çatışmalar sürüyor. Arkadaşlar orada sakin biçimde ama son derece kararlı çalışıyor.
Sever Grubu, Sumi bölgesinin sınır bölgelerinde Rusya-Ukrayna sınırı boyunca güvenlik kuşağı oluşturmayı sürdürüyor. Sumi'ye 12 kilometre, Sumi çevre yoluna kadar 12 kilometre kaldı. Harkov bölgesinde de aynı çalışma yürütülüyor. Son bir ayda Rus birliklerinin kontrolüne 14 yerleşim yeri geçti. Bunlar arasında Kazachya Lopan da var; dün de Svyatogorsk kurtarıldı.
Harkov bölgesinin kuzeydoğu kesiminde, sayısı 2 bine kadar çıkan bir başka düşman grubunun kuşatılması da tamamlandı. Oluşan "kazan"ın alanı 460 kilometrekare gibi büyük bir bölgeyi kapsıyor ve 27 yerleşim yerini içeriyor. Bunun ortadan kaldırılması, bu kesimde çatışma hattının Belgorod bölgesinin sınır bölgelerinden en az 20 kilometre uzaklaştırılmasını sağlayacak. Hatırlatmak isterim ki bizim tarafımızdan gerçekleştirilen bu eylemler, Kiev yönetiminin Kursk bölgesine yönelik işgal girişimi şeklindeki provokasyonundan kaynaklandı.
Ukrayna'nın askeri hedeflerine, sanayi işletmelerine, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin çıkarları doğrultusunda kullanılan liman ve lojistik altyapısına yönelik saldırılar sürüyor. Bilindiği üzere bunlar, Kiev yönetiminin Rusya'nın sivil altyapısına, yakıt ve enerji kompleksine ve petrol rafinerilerine yönelik devam eden saldırılarına karşılık olarak gerçekleştiriliyor. Bu gece bana bildirildiğine göre çok sayıda insansız hava aracı yeniden Moskova ve St. Petersburg hava savunmasını aşmaya çalıştı, petrol rafinerileri de dahil olmak üzere sivil hedeflere saldırdı. Üç petrol rafinerisini vurmaya çalıştılar. Tüm bunları dikkate alarak Rusya'ya ve bu tesislere yönelik saldırılar nedeniyle Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetlerine Ukrayna'daki enerji tesislerine yönelik yoğun saldırılar hazırlama ve gerçekleştirme talimatı verildi. Onlar bize vurursa, karşılığını alırlar. Durum kabaca böyle.
A. Yunaşev: İnsansız hava araçları konusunda bir şey daha sorabilir miyim?
V. Putin: Sorabilirsiniz.
A. Yunaşev: Merhaba Vladimir Vladimiroviç!
Almanya Federal Cumhuriyeti makamları, Leipzig'deki insansız hava aracı olayında bunun patlayıcı taşıyan bir Rus İHA'sı olduğunu iddia ederek Rusya'yı suçladı. Ancak oradaki hikâye oldukça belirsiz. Şimdi "Russkiy Dom" anlaşmasını feshettiler, Bonn'daki Rus konsolosluğumuzu kapatmak istiyorlar. Aynı zamanda birkaç saat önce Zelenskiy doğrudan Rusya'nın havacılığına tehdit yöneltti ve Ukrayna İHA'larının uçtuğu gökyüzünde sivil uçakların yeri olmadığını söyledi.
Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
V. Putin: Öncelikle Alman makamlarının eylemleri hakkında. Bunun her şeyden önce iç siyasi durumla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Şansölyenin iç siyasi konumu zor, vatandaşlarının güvenini kazanmıyor ve bunun nedenini anlamak mümkün. Çünkü ulusal çıkarları savunmuyor, bunları pazarlıyor; ekonomide açık hatalar var, işletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, yaşam standardı düşüyor. Bütün bunların neden yapıldığı anlaşılmıyor. Bunu yalnızca tek bir şey açıklayabilir: "Saldırgan Rusya"ya karşı koymak gerekiyor. Peki kanıtlar nerede? İşte kanıtları ortaya koydular.
Size hatırlatmak isterim ki çok yakın zamana kadar, birkaç ay önce, belki en az bir yıl önce Alman makamları Rusya'yı Kuzey Akım boru hatlarını havaya uçurmakla suçluyordu. O zaman da bu saçmalığın nasıl akıllarına gelebildiğine şaşırmıştım. Rusya'nın Avrupa'ya gaz satmakla ilgilendiğini düşünürsek. Şimdi bile gaz tedarik etmeye hazırız. Sadece bir düğmeye basmaları, yani düğmeye basma kararı almaları gerekiyor. Ama cesaretleri yok, çünkü orada Amerikan yaptırımları var. Hepsi bu.
Peki bu davranışın nedenlerini genel olarak açıklamak gerekiyor. Anketlerdeki düşüşü ve yaklaşan seçim kampanyalarını, örneğin Saksonya'daki seçimleri dikkate alırsak, Almanya'daki iktidar çevresinin siyasi geleceği konusunda elbette soru işaretleri ortaya çıkıyor. Bence bunun temel nedeni bu. Bunun bir başka hata, kaba bir hata olduğunu ve bana göre Alman halkının çıkarlarıyla açıkça çeliştiğini düşünüyorum.
İkinci bölüm Zelenskiy'nin açıklamasıyla mı ilgiliydi?
A. Yunaşev: Zelenskiy uçmamızın güvenli olmadığını söyledi, tehdit ediyor.
V. Putin: Böyle açıklamalar yaptığını duymadım ama eğer bunu açıkça söylediyse, bu yalnızca devlet terörizmine yönelik bir girişimdir. Ayrıca dikkat çekmek istiyorum ki onlar bizden müzakerelerin yeniden başlatılmasını istiyor, yüz yüze görüşme talep ediyorlar. Teröristlerle müzakere yapılmaz. Birincisi bu.
İkincisi, yine bu konuyla bağlantılı olarak: Allah korusun, uçaklarla ilgili böyle trajediler yaşanırsa, karşılık verecek bir yol buluruz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
G. İvanov: Vladimir Vladimiroviç, kısa süre önce kritik altyapı tesislerinde güvenliğin sağlanmaması durumunda hükümete geçici yönetim uygulama yetkisi veren bir kararname imzaladınız. Bu kararname hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Öncelikle hangi durumlarda bunun uygulanmasını öngörüyorsunuz ve burada bir kamulaştırmadan söz edilebilir mi?
Teşekkür ederim.
V. Putin: Hayır, elbette. Ne kamulaştırması? Bunu aklınızdan tamamen çıkarmanız gerekiyor. Böyle bir şey düşünülmedi, herhangi bir kamulaştırma söz konusu değil. Bunun ardındaki motivasyon çok basit. Bizde şöyle bir Rus atasözü vardır: Gök gürlemeden adam haç çıkarmaz. Düşman sivil tesislerimize, petrol rafinerilerimize saldırmaya başladı. Zarar verdi mi? Verdi. Neden? Öncelikle bunlar korunmadığı için.
Şirketlerimiz de maalesef, kendileriyle defalarca ayrı ayrı ve toplu olarak görüştüm, "Bu kolluk kuvvetlerinin, ordunun ve benzeri kurumların görevi" diyorlardı. Ancak konuştuğumuzda onların da devreye girmesi gerektiğini anladılar.
Ve sizi temin ederim... Bu gece yine üç petrol rafinerisine saldırı girişiminde bulunulduğunu söyledim. Başarılı olmadı. Çünkü artık korunuyorlar. Bu hiçbir yerde hiçbir şeyin geçemeyeceği anlamına gelmiyor ama koruma düzeyi tamamen farklı. Petrol rafinerilerimizin yalnızca yüzde 10'unun onarılması kaldı. Ancak onarılmış tesislere yeniden bir şey isabet etmemesi gerekiyordu.
Bu nedenle hep birlikte çalışmak gerekiyor. Bu kararname tam olarak çabaları birleştirmeye yönelik. Yerel yönetimlerin, belediyelerin, şehirlerin, bölgelerin, Rusya Federasyonu'na bağlı cumhuriyetlerin idari organlarının; kolluk kuvvetlerinin ve Savunma Bakanlığı'nın çabalarını kritik öneme sahip tesislerin korunması için bir araya getirmek. Kararnamenin amacı bu. Ve işe yarıyor.
Elbette hiçbir şeyi tamamen dışlamak mümkün değil, bir şeyler bir yerlerden sızabilir, koruma her zaman kusursuz olmayabilir. Ancak kararname tam olarak buna yönelik. Ve sonuçları var.
Buyurun.
A. Sedıh: Bişkek'te çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiniz. Bunlardan biri oldukça ilginçti: Paşinyan'la görüşmeniz. Kendisi yakın zamanda Moskova'nın artık Erivan'ın stratejik ortağı olmadığını söyledi. Bu bağlamda Rusya'nın Gümrü'deki üssünü "tasfiye etme" planı var mı? Genel olarak Paşinyan'la görüşmenizden memnun kaldınız mı, Rusya'nın ilgilendiği sorulara yanıt alabildiniz mi? Ayrıca Ermenistan'ın, KGAÖ'nün ülkeyi kendisinin üyelikten çıkarmasının iyi olacağı yönündeki açıklamalarına nasıl bakıyorsunuz?
V. Putin: Biliyorsunuz, yakın geçmişi yeniden kurcalamak istemiyorum ama her şey Karabağ sorunuyla başladı. Yönetim, Başbakan'ın kendisi Prag'da ilgili belgeyi imzaladı ve Karabağ'ın Azerbaycan'ın bir parçası olduğunu kabul etti. O andan itibaren bizim bu konudaki tutumumuz oldukça ikircikli bir hal aldı. Biz ne yapabiliriz? Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale edebilir miyiz veya etmemiz gerekir mi?
Batı, özellikle de Avrupa ülkeleri, şahsen bana Karabağ'ın Azerbaycan'ın bir parçası olduğunu çok aktif biçimde söylediler. Bana, "Orada yaşayan Ermeni nüfusunun haklarını ve çıkarlarını güvence altına alacağız" dediler. Ben de "Hiçbir şeyi güvence altına alamazsınız, insanlar sadece oradan gidecek" dedim. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Aliyev bu insanlara kötü bir şey yapmayacak olsa da. O modern, aydın bir insan, onların çıkarlarını güvence altına almaya yüzde 100 çalışacaktır ama onlar yine de kalmayacak. Nitekim böyle oldu.
Bundan sonra bütün bu olayların sorumluluğunu üstlenmek oldukça zor. Rusya ise burada bir şekilde "sorumlu" gösteriliyor. Bu konuda defalarca açıklama yaptık.
Kimseyi hiçbir şeyle suçlamak istemiyorum. Olayların mantığı böyle gelişti. Ancak mevcut Ermenistan yönetiminin bu kararında belki bazı olumlu yanlar da var. Çünkü bu durum her şeyi tamamen açığa çıkarıyor; artık sayfayı çevirmek, çatışmasız şekilde ilerlemek, insanları yeni yerleşim yerlerine yerleştirmek, altyapının önünü açmak, ekonomide yeni bir hayata başlamak, yatırımlara sınırları açmak ve benzeri mümkün. Aslında olumlu tarafları da az değil.
AB ve Avrasya Ekonomik Birliği'ne gelince, bugün de söyledim: Eğer AB yönünde ilerleme kararı aldıysanız, lütfen. Bu her ülkenin egemen kararıdır. Ermeni halkıyla bizi tarihsel dostluk bağları, hatta dostluktan da öte bağlar birbirine bağlıyor. Ermenilerle, genel olarak Ermeni halkıyla ve dünyanın bu bölgesindeki Ermenilerle ilişkilerimizin kökleri çok derin. Ancak aynı anda hem bir hem de diğer örgütte bulunmak mümkün değil. Bu basitçe mümkün değil. Farklı bitki sağlığı normlarımız, farklı teknik standartlarımız var. Bugün itibarıyla en azından uyumsuz olan çok sayıda konu bulunuyor.
Başbakan "Biz çıkmadık ve Avrasya Ekonomik Birliği'nden çıkmak için başvuru yapmadık" dediğinde, sanırım bu açıklama açık bölümde yapılmıştı, ben de "Nasıl yani? AB'ye katılım sürecinin başlatılması konusunda yasa çıkardıysanız, o zaman bir bakıma gelecekte Avrasya Ekonomik Birliği'nden çıkacağınızı ilan etmiş oldunuz" dedim.
Size açıkça söyleyeyim, burada gizli hiçbir şey yok. Avrasya Ekonomik Birliği çerçevesindeki çalışmalarda Ermenistan gerçekten de oldukça büyük ayrıcalıklar elde ediyor. Şu anda enerji kaynaklarının fiyatlarından bile söz etmiyorum. 138 dolar mıydı, ne kadardı hatırlamıyorum; Avrupa'da ise bildiğimiz kadarıyla bin metreküp için 800 avro. Ama mesele bu değil. Bizim pazarımız var, orada tesisler inşa ediliyor, çok sayıda ayrıcalık var. Ülke bizimle çalışırken bu ayrıcalıklardan yararlanıyor, Avrasya Ekonomik Birliği ve Rusya ile iş birliğinin tüm avantajlarından faydalanarak bir ölçüde buradan ayrılmaya çalışıyor. O halde dürüstçe ne istediklerini, amaçlarının ne olduğunu söylesinler.
Sakin bir şekilde diyalog yürütme konusunda anlaştık. Nikol Vovayeviç, ortak çalışmalarımızın her alan üzrə ciddi bir analizinin yapılmasını önerdi. Buna katılıyorum. Onu Moskova'ya davet ettim. Yavaş yavaş, ikimiz, onun uzmanları ve hükümetimizin uzmanları oturup her maddeyi tek tek ele alalım.
Orada somut meseleler de var. Örneğin demiryolu. Kabaca söylemek gerekirse, demiryolu bizde kiralık. Geliştirilmesi meselesi var. Peki. Ancak böyle bir altyapıya yapılacak yatırımlar taşımacılık hacmine bağlıdır. Taşımacılık hacmi varsa yatırım olur; bizim yatırımımız da olur, başkasının yatırımı da. Taşımacılık hacmi yoksa yatırım da olmaz, gelişme de olmaz. İnşallah tüm bu savaş ve çatışma süreci sona erdikten sonra durum başka türlü gelişir, Türkiye sınırı ve diğer yönler açılır ve bir yük trafiği oluşur. Eğer oluşursa bu yatırımı herkes yapabilir, Rusya da yapabilir. Anlıyor musunuz, mesele ekonomik projenin "işleyip işlemediği". Ama nihayetinde bu her ülkenin egemen kararıdır.
Üs meselesi de özellikle böyle. Eğer Ermenistan Rus askeri üssüne ihtiyacı olmadığını düşünüyorsa, yarın bile gideriz. Ermenistan buna hazır mı? Lütfen. Kimseye hiçbir şeyi dayatmayacağız. Eğer Ermeni halkı yanında bir tür Rus askeri "kanadı" olmasını istiyorsa, kalırız, çalışır ve iş birliği yaparız.
KGAÖ konusunda da ayrı bir hikâye var. Nikol Vovayeviç "Bunu hatırlamaya gerek yok" diyor ama nasıl hatırlamayalım? Kendisi KGAÖ'nün sınırın belirli kesimlerini koruması gerektiğini düşünüyordu. KGAÖ'nün bütün üyeleri ise hayır, bunun tamamen başka bir mesele olduğunu, belirli sınır kesimlerinin korunmasının söz konusu olmadığını söylüyor. Zaten sınırın belirlenmesi yapılmış değil. Sınır konusunda herhangi bir anlaşma yok, daha önce de yoktu, şimdi de yok. Azerbaycan sınırın şu noktadan geçtiğini düşünüyor, Ermenistan ise başka bir noktadan. Peki anlaşma nerede? Hiçbir şey yok. Biz bu ilişkileri nasıl kuracağız? Burada gerçekten uzman değerlendirmesi gerektiren çok sayıda mesele var. Başbakan'ı Moskova'da bekliyorum, anlaştığımız üzere bütün bunları görüşeceğiz.
Soru: Yine de Zelenskiy'nin tehditlerine dönmek istiyorum. Bunun devlet terörizmine yönelik bir girişim olduğunu söylediniz, teröristlere nasıl davranıldığı da biliniyor.
Ukrayna'nın askeri ve siyasi yönetimine, yalnızca enerji tesislerine değil, saldırı düzenlenmesi hangi koşullarda mümkün olabilir? Böyle saldırılar mümkün mü?
Ukrayna yönetiminin, askeri komutanlığının bizim saldırılarımızdan şu anda bir dokunulmazlığı var mı?
V. Putin: Gördüğünüz gibi böyle saldırılar düzenlemiyoruz. Bizim yaklaşımımız şu: Eğer barışçıl yollarla sorunları çözmek istediklerini, yalnızca "40 günde ekonomimizi yok etmek", Rusya'yı "diz çöktürmek" veya bize "bir sonraki stratejik saldırıyı", "stratejik yenilgiyi" yaşatmak istemediklerini anlarlarsa, bazı insanlara ihtiyacımız var. Müzakereciler gerekiyor. Bu terörizme yönelik bir girişimdir, henüz terörizme geçiş değil. Eğer o noktaya gelinirse nasıl karşılık vereceğimize bakar, araçlar buluruz.
N. Cusupova: Mevcut tahıl piyasasındaki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bişkek'teki temaslarınızda, özellikle Erdoğan'la görüşmenizde bu konu ele alındı mı? Birçok ülkenin tahıl açığı konusunda endişe duyduğu bir dönemde Rusya yeni bir tahıl anlaşmasına hazır mı? Ve saldırılarımızın bu bağlamda Ukrayna açısından sonuçları neler?
Bir de tahıl merkezleri konusunda iş birliğini sormama izin verin. Daha önce Mısır'ın bu projeyle ilgilendiğinizi söylemiştiniz. İlerleme var mı?
Teşekkür ederim.
V. Putin: Tahıl anlaşmasına gelince. Bunu çok iyi hatırlıyorum çünkü bu sürecin içinde bizzat yer aldım. Anlaşma yaklaşık olarak şu gerekçelerle ortaya çıkmıştı: Açlık çeken üçüncü dünya ülkelerinin gıda güvenliğinin sağlanması gerekiyordu ve Ukrayna tahılı olmadan orada gerçek bir felaket yaşanacağı, açlığın binlerce insanın ölümüne yol açacağı söyleniyordu. Biz de bunu kabul ettik. Ukrayna tahılının yüzde 0,2'si miydi neydi, gelişmekte olan pazarlara, Afrika'ya gitti. Geri kalan her şey Avrupa'ya, oldukça müreffeh ülkelere, normal ve iyi fiyatlardan gitti. Afrika'nın ise bununla hiçbir ilgisi olmadı. Birincisi bu.
İkincisi, bu tahıl anlaşması kapsamında Rusya'nın çıkarına olan bazı meselelerin çözülmesi kararlaştırılmıştı. Özellikle Rosselhozbank'ın yaptırımlardan çıkarılması veya bankamızın bazı çalışma biçimlerine izin verilmesi, Rus ürünlerini taşımak üzere gemilerin Rus limanlarına giriş yasağının kaldırılması, sigorta şirketleriyle ilgili sorunların çözülmesi ve benzeri. Uzun bir liste vardı. Hiçbiri yapılmadı, tamamen sıfır, hiçbir şey yapılmadı.
Sonra "Hiçbir şey yapılmadı, süreler doldu, anlaşmadan çekiliyoruz" dedik. Hayır, bizden kalmamız istendi ve her şeyin hemen yapılacağına dair söz verildi. Bir süre geçti, yine hiçbir şey yapılmadı. Biz anlaşmayı üçüncü kez uzattık ve sonra "Tamam, yeter" dedik. Bitti, çıktık.
Peki şimdi ne oldu? Aslında biz hiçbir sivil gemiye dokunmadık. Evet, bazı gemilere nokta atışı saldırılar düzenledik ama bunlar gerçekten nokta atışı saldırılardı. Yalnızca Ukrayna'ya silah veya mühimmat taşıyan deniz araçlarını hedef aldık. Tek bir hata bile olmadı. Neden? Çünkü saldırıların ardından ikincil patlamalar ve infilaklar meydana geldi; yani her seferinde isabet sağlandı. Ama tekrar ediyorum, bu seçici bir çalışmaydı.
Ancak haziran ayında rejim lideri, bir operasyon başlattığını ve 40 gün içinde Rusya ekonomisine telafisi mümkün olmayan zarar vereceğini, bizi şunu bunu yapmaya zorlayacağını açıkladığında ve bunu uygulamaya başladığında... Bence bize gerçek zarar verdiler. Çünkü ilk iki hafta içinde yaklaşık 40 gemimize zarar verdiler. Yok etmediler, hasar verdiler. Genel olarak bu 40 gün boyunca yaklaşık 100 gemimize zarar verdiler. İnsanlar, denizciler öldü. Bunların arasında yabancı denizciler, Azerbaycan ve Türkiye vatandaşları da vardı.
İlk hesaplamalarımıza göre toplam zarar azımsanmayacak düzeyde, yaklaşık GSYH'nin yüzde 1'i. Bu bizim için kritik bir zarar değil. Zaten bize kritik zarar veremezler. Ama yine de zarar var. Bunun üzerine "Peki, o zaman biz de aynı şekilde karşılık vereceğiz" dedik.
Pavel'e (Zarubin) verdiğim röportajda da söyledim: "Pandora'nın kutusunu kendiniz açtınız, şimdi sonuçlarına katlanın." Şimdi bundan sıkılmaya başladılar, ekonomileri açısından tehdit hissettiler. Çünkü ithalat için ayda yaklaşık 8 milyar avro veya dolar harcıyorlar, biraz daha fazla. İhracattan yaklaşık 3 milyar elde ediyorlar; bunun büyük bölümü tahıl ve diğer tarım ürünleri. Geriye kalan 5 milyar ise Batı'nın yardımları. Bugünkü Ukrayna böyle ayakta kalıyor.
Şimdi bu tahılın ve diğer tarım ürünlerinin ihracatında sorun çıkarsa yaklaşık 3 milyar dolar eksilecek. Bu, ithalat için ihtiyaç duydukları 8 milyar dolar açısından büyük bir kayıp. Elbette burada iflas edebilecek çiftçiler zarar görüyor, bankalar zarar görüyor. Bu ciddi bir meydan okuma. Ekonomiyi çökerteceğimizi söylemiyorum ama onlar için ciddi bir sınav.
Ve en az üç olası kriz var.
Birincisi döviz krizi. Neden? Çünkü daha az satıyorlar, daha az para kazanıyorlar ama daha fazla harcamaları gerekiyor. İkincisi bütçe krizi: gelirler azalıyor ve bütçede para yetmiyor. Üçüncüsü bankacılık krizi. Çünkü kredi kullanan üreticiler bu kredileri geri ödeyemeyecek. Dahası, döviz açığı nedeniyle devlet bankalardan borçlanacak, yani onların dövizini çekecek. Bu da ekonomik aktörlerin daha az döviz alabilmesi anlamına geliyor. Bankalar hangi parayı verecek? Bunların arasında vatandaşların bankalardaki hesaplarında bulunan paralar da olacak. Vatandaşlar bunu görecek ve eminim ki bankalarda bulunan paralarını nakit dövize çevirmeye başlayacak. Bu da bir başka kriz olacak.
İşte bu nedenle bütün dostlarımıza, Arap ülkelerine, bir değil birkaç Arap ülkesine, Hintli dostlarımıza ve diğer bazı ülkelere, Türkiye'ye aynı taleple gittiler: "Alarm! Yardım edin! Rusya'yı şu veya bu gerekçeyle, esas olarak sosyal ve insani gerekçelerle, kargomuzu çıkarmaya zorlayalım."
İhracat yapabilirler. Buyursunlar, Polonya üzerinden komşu Avrupa ülkelerine taşısınlar. Polonyalılar geçişe izin vermiyor. Neden? Çünkü nispeten ucuz Ukrayna tahılının sonunda kendi pazarlarında kalmasından, transit olarak başka yere gitmemesinden ve bu durumda Polonya'daki tarım üreticilerinin mali istikrarını bozmasından korkuyorlar. Diğer komşu ülkeler de sanırım aynı düşünceden hareket ediyor.
Dolayısıyla durum kolay değil. Daha önce de söyledim, bazı teklifler yapıyorlar. Şimdi bunları açıklamayacağım; bu tür şeyleri açıklamak uygun değil. Tek söylediğim, tekliflerin egzotik nitelikte olduğu, gerçekten egzotik olduğu. Bizde şöyle bir şaka vardır: "Önce seninkini yiyelim, sonra herkes kendi payını yesin." Onların teklifleri de aşağı yukarı böyle.
O. Matveyeva: Ukrayna'da ve bazı Batı medyasında son dönemde, Rusya'da Devlet Duması seçimlerinden sonra yeni bir seferberlik dalgası başlayacağına ilişkin haberler giderek daha sık çıkıyor.
V. Putin: Bu köpek saçmalığı. Bu, Rusya'ya yönelik bir bilgi saldırısı.
Soru: Dün Sayın Tokayev'le görüştünüz. Haziran ayında da Omsk'ta görüşmüştünüz. Kendisi haziran ayında Ukrayna'daki çatışmanın temas hattı boyunca dondurulmasını önermişti.
V. Putin: Bu konuyu onunla hiç görüşmedik. Kendisi bunu kamuoyu önünde önerdi, biz daha sonra bu meseleye tekrar dönmedik.
Soru: Buna ilişkin tutumunuz nedir?
V. Putin: Elbette biz de istiyoruz ama çatışmayı dondurmak değil. Savaşı sona erdirmek ve hem Ukrayna'da hem de Avrupa'da uzun süreli, mutlak bir barış sağlamak istiyoruz. Bunu yapmak isteyen herkesle müzakere sürecine hazırız.
A. Vernitskiy: Bişkek'te meslektaşlarınızla yaptığınız görüşmelerde Ukrayna'daki çatışmanın çözümü için yeni arabuluculuk seçenekleri öneren oldu mu? Örneğin Şi Cinping veya Erdoğan?
V. Putin: Onların tutumunu biliyoruz. Hiç kimse bize hiçbir şeyi dayatmıyor. Dostlarımızın tutumu, bu çatışmanın mümkün olan en kısa sürede sona ermesi ve tercihen barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği yönünde. Bu tutumu biliyoruz ve buna büyük saygı duyuyoruz. Samimiler ve durumu nasıl düzeltebileceklerini düşünüyorlar. Kimse bize uygunsuz bir baskı uygulamıyor ama bu konu elbette her zaman gündemde. Bunu görüşüyoruz.
L. Aleksandrova: Bişkek'te Hindistan Başbakanı Modi ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev ile görüştünüz. Genel olarak benzin tedariki konusu ele alındı mı ve eğer alındıysa bu görüşmelerde herhangi bir konuda, belki süreler veya miktarlar konusunda anlaşmaya varıldı mı?
V. Putin: Karşılıklı çıkarlarımızı ilgilendiren bütün konuları görüşüyoruz ve her şey olumlu.
L. Aleksandrova: Teşekkür ederim.
V. Putin: Şaka yapmıyorum. Bu bir şaka da değil, bahane de değil. Nasıl olduğunu olduğu gibi söylüyorum.
D. Karter: Moskova, İngiliz silahlarının kullanıldığı Ukrayna saldırılarına karşılık olarak Ukrayna'daki ve yurtdışındaki her türlü İngiliz askeri tesisinin hedef alınabileceği konusunda defalarca uyardı. Dolayısıyla...
V. Putin: Ukrayna'da İngiliz askeri tesisleri mi var?
D. Karter: Eğer olursa.
V. Putin: Eğer olursa, kesinlikle. Bir kez daha teyit edebilirim: Ukrayna'daki her türlü askeri tesis, İngiliz olsun veya başka bir ülkeye ait olsun, bizim meşru hedefimizdir.
D. Karter: Peki bu silahlar Rusya topraklarına karşı kullanılırsa, bir "kırmızı çizgi" var mı? İngiltere topraklarında bulunan İngiliz askeri sanayi tesisleri askeri hedef haline gelebilir mi?
V. Putin: Bu bir sır, askeri sır.
D. Karter: Anladım. Teşekkür ederim.
Soru: Vladimir Vladimiroviç, yakın zamanda Kuril Adaları'nda bulunup ton balıklarını ve köpekbalıklarını gördüğünüzde etkilendiğinizi söylemiştiniz. Peki Japon hükümetinin ziyaretinize verdiği tepki sizi etkiledi mi veya şaşırttı mı?
Genel olarak ilk kez tam da şimdi Kuril Adaları'na gitmeniz Japon hükümetinin sert Rusya karşıtı söylemiyle bağlantılı mı? Kelimenin tam anlamıyla bir hafta sonra Rusya Federasyonu kıyıları yakınlarında tatbikat yapmayı planlıyorlar.
V. Putin: Kuril Adaları'nı ziyaretim konusundaki tutumları genel olarak beni şaşırtmadı. Beni şaşırtan, genel olarak Rusya'ya yönelik tutumları. Rusya-Japonya ilişkilerini kötüleştirmek için hiçbir adım atmadık, bu ilişkilere son derece özenli yaklaştık. Rusya-Japonya ilişkilerinde şu anda yaşanan her şeyden, ilişkilerimizin kötüleşmesinden tamamen ve bütünüyle Japon hükümeti sorumludur.
Japonya'ya karşı ne yaptık? Hiçbir şey. Daha önce de söyledim, barış anlaşması konusunu ve diğer insani meseleleri, örneğin Japon vatandaşlarının adaları ziyaret etmesini ve benzeri konuları görüşmeye devam etmeye hazırdık. İlke olarak çok sayıda konuda olumlu yaklaşım gösterdik.
Barış anlaşmasının imzalanması zor bir mesele, bizim açımızdan bu konu kapanmış durumda. Buna rağmen onlarla bir şekilde görüşmeye hazırdık. Onlar ise bizim tarafımızdan hiçbir provokasyon olmaksızın, ortada hiçbir neden yokken ilişkilerimizi adım adım kötüleştirmeye başladılar. Bizim bununla ne ilgimiz var? Eğer ilişkilerimizi kötüleştirmeye kararlıysanız, peki. Bundan üzüntü duyuyoruz ama yüzde 100 onların suçu.