Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
YAZARLAR

ıçelim de ne yapalım? Güzelleşelim mi, çirkinleşelim mi, yoksa akıllanalım mı?

 

ıçelim ve güzelleşelim!

Hani derler ya “Ayının kırk hikayesi vardır, kırkı da armut üzerinedir.” Bizimki de o hesap işte. Ne zaman Rusya konusu açılsa aklımıza içki ve sarhoşluk hikayeleri geliyor: “Rusya’da herkes içer, hatta hayvanlar bile.”, “Güzel bir Rus atasözü vardır: ‘Rusya’da hayvanlar insan gibi içer, insanlar da hayvan gibi’”... ıçki sofrasına oturan Rus’un lugatından “biraz” sözcüğü anında silinir. Bir zamanlar Uhta şehrinde birlikte çalıştığımız bir  hanımefendi ile Moskova’da karşılaştık. Komi’deki eski günlerimizden konuştuk. Kocasını sordum; fakat kadının bam teline basmışım meğer...

Kadın kocasının aşırı alkol düşkünlüğü nedeniyle 15 yıllık evliliğine son vermiş, “Evde sürekli içip sızan, üstelik de her gece uyukladığı masa başında kusan veya tuvalete gidemeyecek kadar sarhoş olup oturduğu yerde işeyen bir adamı kim çeker” deyip, Moskova’ya kaçmış. şimdi oğlu ile  birlikte  yaşıyormuş.  Bir petrol şirketinde muhasebecilik yapıyormuş ve de Uhta’yı da hiç ama hiç özlemiyormuş.

Uhta, Rusya’nın kuzeyinde Komi Cumhuriyeti’ne bağlı petrol ve gaz ile geçinen zengin fakat küçük bir şehirdir. Kuzey Rusya’da olması nedeniyle kış mevsimleri hem çok soğuk geçiyor  hem de havalar geç aydınlanıp, erkenden  kararıyordu. Öyle ki bazen öğlen yemeği için gittiğimiz restorandan çıkışımızda havanın karardığını görüyorduk (Yaz mevsiminde ise tam tersi oluyor tabii. Gece geç saatlerde yemekten döndüğümüzde, ortalık gündüz gibi aydınlıktır ve sabaha kadar lambaya ihtiyaç duymadan kitap okuyabilirsiniz.  Ama sokaklar bomboş, terk edilmiş şehir gibi geliyor insana.).

ışte böyle uzun kış gecelerinde küçük şehirlerde yapacak fazla da bir aktivite olmadığı için, insanların alkol ile olan muhabbetleri pek sıkı fıkı oluyordu nedense. Çalıştığım firma da 90’lı yıllarda Uhta’da  küçük bir bankanın ve Komineft ıdari binasının restorasyonu işini almıştı.  Ben de  o nedenle çok sık bu şehri ziyaret edip günlerce kalıyordum. Bir gece konakladığımız misafirhanede Rus dostlarımızla yemekte bir taraftan sohbet ediyor, bir taraftan da Rus insanının neden bu kadar çok içtiği konusunu tartışıyorduk. Türkiye’de içki sofralarındaki gündemin değişmez iki maddesi vardır: “Türkiye’nin siyasi ve ekonomik kurtuluşu için çözüm” veya “Türk futbolunu kimse bizim kadar iyi bilemez.”… Rusya’da ise  konu tekdir: “Yaşam zorlukları”...

  Sohbetin en koyu yerinde aniden şantiyeden acil olarak çağırıldım. Kaldığımız yer, şantiyeye yaklaşık 200-300 metre uzaktaydı.  Koşarak gidip işimi halledip hemen döndüm ama gece başlayan tipi ve ayaz içime öylesine işlemişti ki, tir tir titriyordum, salona girer girmez henüz toplanmamış olan masanın başına geçip bir kadeh votkayı kafama diktim. Saşa gülerek “ısmail, işte bir de bu soğuk yüzünden içiyoruz biz bu votkayı, kendimizi ısıtmak  için” demişti...

ıçki denilen nesnenin iklim ile direkt ilgisinin olduğuna pek ihtimal vermiyorum. Öyle olsaydı yaz günü Bodrum gecelerinde insanlar alkol komasına girmezlerdi. Yine küçük bir anekdot ama bu kez Türkiye’de yaşanmış olan:  Geçen yaz Bodrum’daki bir barda geç saatlere kadar içki içen üç arkadaşım otellerine dönmek için bindikleri araba ile kaza yapıp, karşı yönden gelen bir arabaya kafadan geçirmişler.  Bizimkiler “Yandık valla, hepimiz de kütük gibi sarhoşuz, bütün suç üstümüzde kalacak”  diye düşünürken, karşıdaki arabadan inen iki kişinin de kendilerinden farkları olmadığını, onların da ayakta zor  duracak kadar içkili olduğunu görünce hemen akıllarına parlak bir fikir gelmiş: Aynı gece trafiği çağırıp kaza raporu tuttursalar, her iki taraf da alkollü olduğu için sigorta ile başları belaya girecek. O yüzden aralarında anlaşmışlar ve şuna karar vermişler: O gece herkes kendi yoluna gidecek ama ertesi gün öğleden sonra kaza mahalline tekrar gelip arabaları kafa kafaya vurduracaklar ve böylece sanki kaza henüz yeni olmuş gibi rapor tutturacaklar...

Her şey senaryoya uygun olarak yapılmış ve kaza yerine trafik ekipleri davet edilmiş. Kurallar gereği görevliler her iki aracın şoförünü de alkol muayenesi için hastaneye sevk etmişler. Veeeee hastanedeki muayenede her ikisinde de alkol bulunmuş. Bizimkilerin uyanıklılığı bir işe  yaramamış.

Aslında içkinin insanı daha zeki yaptığına dair süper bir teori varmış. Teori şöyle:  “Bir bufalo sürüsü en yavaş bufalonun hızında hareket eder, sürü saldırıya uğradığında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar öldürülür.” Bu doğal seleksiyon sürünün tümü için çok yararlıdır,  çünkü sürünün genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur. Aynı şekilde insan beyni de, en yavaş beyin hücrelerinin hızında çalışır. Bugün bildiğiniz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini öldürmektedir. Ancak doğal olarak, alkol en yavaş ve zayıf beyin hücrelerine saldırmaktadır. Bu yolla içkinin düzenli tüketimi zayıf beyin hücrelerini öldürerek beyinin daha hızlı ve etkili bir makine olmasını sağlamaktadır.
ışte bu nedenle birkaç kadehten sonra her zaman kendimizi daha zeki  hissederiz.

ıÇELıM AKILLANALIM ARKADAşLAR!

28 Mart 2007

Paylaş
İLGİLİ HABERLER
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
ANKET
2020 sonunda dolar kurunun kaç ruble olacağını tahmin ediyorsunuz?



©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved
Türkiye-Rusya haber sitesi Türkiye-Rusya haber sitesi