Rus büyükelçinin öldürüldüğü serginin koordinatörü ilk kez konuştu
19 Aralık 2016'da Ankara'da düzenlenen bir fotoğraf sergisinin açılışında konuşma yapan Rusya'nın Türkiye Büyükelçisi Andrey Karlov, çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş tarafından silahlı saldırıyla öldürülmüş, Türkiye-Rusya ilişkilerini derinden etkileyen suikastın ardından, serginin organizatörü olan mimar Timur Özkan da soruşturma kapsamında gözaltına alınıp yıllarca yargılanmıştı. Özkan, 2023 yılında tüm suçlamalardan beraat etti. Timur Özkan, yaşadıklarını Rusya'nın önde gelen gazetelerinden Komsomolskaya Pravda'dan Alena Palajçenko'ya bir özel röportajda anlattı. Aynen aktarıyoruz:
"Ankara'daki Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde açılan "Bir Gezginin Gözünden Rusya: Kaliningrad'dan Kamçatka'ya" adlı fotoğraf sergisi, Türk mimar Timur Özkan için hayatının en önemli günlerinden biri olacaktı. Serginin açılışına Türkiye'deki Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov da katılmıştı.
Karlov konuşmasını yaptığı sırada silah sesleri yükseldi. Terörist Mevlüt Mert Altıntaş, Rus diplomata dokuz el ateş etti. Saldırgan, olay yerine gelen Türk güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildi.
19 Aralık 2016'da Andrey Karlov'un öldürülmesinin ardından Türk savcılar Timur Özkan'ı da şüpheliler arasına dahil etti. Özkan dört yıl boyunca cezaevinde ve ev hapsinde kaldı. Daha sonra ise tüm suçlamalardan beraat etti. Yaşadığı zorlu sürecin ardından yaptığı ilk yurt dışı seyahatini Rusya'ya gerçekleştirdi.
Timur Özkan, bugüne kadar bu trajik olaylar hakkında ayrıntılı konuşmamıştı. İlk kapsamlı röportajını şimdi KP.RU'ya verdi.
19 Aralık 2016'da Andrey Karlov'un öldürülmesinden sonra Türk savcılar Timur Özkan'ı da şüpheli olarak soruşturmaya dahil etti.
"Komployu kim organize etti?"
Andrey Karlov'un katili, 22 yaşındaki çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş'tı. Altıntaş, sergiye resmi polis kimliğiyle girmişti.
Türk yargısı, saldırının organizatörleri olarak, FETÖ olarak tanımlanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük rakibi olarak görülen, ABD'de yaşayan Fethullah Gülen'in (2024 yılında öldü) liderliğini yaptığı örgütün üyelerini sorumlu tuttu. Karlov suikastından birkaç ay önce Gülen yapılanması Türkiye'de darbe girişiminde bulunmuştu.
Yetkililere göre suikastın amacı, Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmayı engellemek ve Erdoğan'ın kendi başkentinde bile güvenliği sağlayamadığını göstermekteydi. O dönemde iki ülke, Türk savaş uçaklarının Rus Su-24 uçağını düşürmesinin ardından bozulan ilişkileri yeniden normalleştirme sürecindeydi.
Soruşturma kapsamında 12 sanık çeşitli hapis cezalarına, bazıları ise müebbet hapse mahkûm edildi.
Timur Özkan hakkında da FETÖ ile bağlantılı olduğu iddiası ortaya atıldı. Ancak soruşturma dosyasındaki tüm deliller mahkemede geçerliliğini yitirdi.
"Bunun olması imkânsız"
— Timur, Andrey Karlov'un öldürülmesi sizin hayatınızı da ikiye böldü. O an neler yaşadınız?
— Benim için tam anlamıyla bir şoktu. Herkes gibi ben de yere yattım ve "Bunun olması imkânsız" diye düşündüm. Sayın Büyükelçi benden sadece iki üç metre uzakta yatıyordu. Ben hayattaysam onun da hayatta olduğunu düşündüm. Yaşananların en fazla bir protesto eylemi olabileceğini sanıyordum. Ne yazık ki iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmayı amaçlayan kültürel bir etkinlik, acımasız bir siyasi suikastın sahnesi oldu.
— Size yöneltilen suçlama neydi?
— Türk savcılığı, serginin organizasyonunun Rus büyükelçisine yönelik komplonun bir parçası olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Oysa ben sergiyi Rusya Büyükelçiliği'nin talebi üzerine düzenlemiştim.
Beni bir yıl sonra, Aralık 2017'de tutukladılar. Hakkımdaki süreç hayatımdan yedi yılı aldı.
Yaklaşık iki yıl kapalı cezaevinde kaldım. Ardından iki yıl sıkı ev hapsi uygulandı. Sonraki üç yıl ise soruşturma ve davalarla geçti. Türkiye'den çıkış yasağım vardı ve her hafta polis merkezine giderek imza vermek zorundaydım.
— 2023 yılında tamamen beraat ettiniz. Bunu bekliyor muydunuz?
— Evet. Davanın sonlarına doğru bunun olacağı zaten belliydi. Hakkımda tek bir gerçek delil bile sunulamadı. Zaten sunulması da mümkün değildi çünkü bütün suçlamalar asılsızdı. Benim için önemli olan, mahkemenin "suç ispat edilemedi" gibi muğlak bir gerekçeyle değil, "suç unsuru bulunmadığı için" beraat kararı vermesiydi.
— Özgürlüğünüze ve pasaportunuza yeniden kavuşur kavuşmaz neden tekrar Rusya'ya gittiniz?
— Yaşadıklarımın Rusya'ya duyduğum sevgiyi değiştirmediğini kendime kanıtlamak istedim. Ayrıca korkacak hiçbir şeyim olmadığını herkese göstermek istedim. Dosyam tamamen kapandıktan sonra Rusya'yı dokuz kez ziyaret ettim.
— Yaşananlardan sonra Rusya sizi nasıl karşıladı?
— Bana göre Rus yetkililer ilk günden itibaren suçsuz olduğumu biliyordu. Hiçbir Rus yetkiliden hakkımda suçlayıcı tek bir açıklama duymadım.
"Rusya'ya 65 kez gittim"
— Rusya ile bağınız nasıl başladı?
— Gençliğimde Rusya bana dünyanın en gizemli ve en ilgi çekici ülkesi gibi geliyordu. 1990 yılında Türkiye'den giden ilk turist kafilesiyle Leningrad ve Moskova'ya gittim. 1994 yılında ise Türk şirketlerinin üstlendiği inşaat projelerinde çalışmak üzere Rusya'ya döndüm. Moskova yakınlarındaki Nahabino'da ve Pskov'da Almanya'dan çekilen Rus askerleri için yapılan konut projelerinde görev aldım.
Rus insanını tanıdıkça onlarda daha fazla güzel özellik keşfettim. Tarihî bağlarımızı ve birbirimize ne kadar benzediğimizi daha iyi anladım. Basit bir örnek vereyim: Biz de siz de eve misafir geldiğinde sofraya evdeki en iyi ne varsa koyarız.
Ne tamamen Batılı ne de tamamen Doğulu olabiliriz. İki dünyanın arasında yaşıyoruz.
Gittiğim bütün ülkelerin listesini tutuyorum. Röportaj öncesinde baktım; meğer Rusya'ya tam 65 kez gitmişim ve 50'den fazla şehir gezmişim.
"Trans-Sibirya Demiryolu'nu ikinci kez geçtim"
— Bir ay önce Trans-Sibirya Demiryolu boyunca tren yolculuğu yaptınız...
— Evet, üstelik ikinci kez. Daha önce kışın Moskova'dan Vladivostok'a gitmiştim. Bu son yolculuk iki haftadan uzun sürdü. Özellikle Yekaterinburg ve Novosibirsk'te sıradan turistlerin göremeyeceği yerleri ziyaret ettik. Opera, müzikal ve baleye gittik. Böyle uzun tren yolculuklarının en güzel yanı, Ruslarla yabancıların birbirini gerçekten tanıma fırsatı bulması.
— En unutamadığınız yolculuk hangisiydi?
— 2014 yılında Nijni Novgorod'dan stratosfere yaptığım uçuş. Bir saatliğine MiG-29 savaş uçağı kiraladığınızda ya akrobasi hareketleri yapabiliyor ya da doğrudan dikey yükseliş gerçekleştirebiliyorsunuz. Ben ikinci seçeneği tercih ettim. Havacılık deneyimi olmayan Türk vatandaşları arasında bu uçuşu yapan ilk kişi oldum.
Kuzey Kutbu ve Kamçatka
— Kısa süre önce eşimle birlikte "50 Let Pobedy" adlı nükleer buzkıranla Kuzey Kutbu'na gittik. Murmansk'tan ayrıldık ve yolculuk 12 gün sürdü. Muhteşem bir deneyimdi. Buz üzerinde Rus banyosuna girdik, Kuzey Buz Denizi'ne daldık, kutup ayıları gördük, helikopterle havalanıp buzkıranın buzları nasıl yardığını yukarıdan izledik. Kutup noktasında ise kelimelerle anlatılması zor bir sonsuzluk duygusu yaşadım.
Timur Özkan, Kamçatka'yı da ziyaret etti.
— Rusya hakkında kitaplar yazıyorsunuz. Son kitabınız ne anlatıyor?
— Kitabın adı "Rusya'nın Edebî Coğrafyasında Yolculuk". Büyük Rus yazarlarının yaşadığı şehirlerden, ev müzelerinden ve eserlerinde anlattıkları mekânlardan aldığım ilhamla yazıldı. Kitabın kahramanları Dostoyevski, Tolstoy, Bulgakov ve diğer büyük Rus yazarları.
Bu kitabı Andrey Karlov'un anısına adadım."
30.7.2026

Реклама