Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
YAZARLAR

PORTAKAL AĞACI NE DÜŞÜNÜYOR BEN NE DÜŞÜNÜYORUM

METİN MÜNİR'in kaleminden:  Bahçenin denize bakan hududundaki mısır inciri kaktüslerinin yakınında bir Yafa ağacı var. Ağaçta dört olgun portakal var. Yafa portakalların en lezzetli türüdür. Şekli yumurtaya benzer. Kabuğu kolayca soyulur. Soyulduğunda dilimler birbirinden kolayca ayrılır. Bazen her bir dilimin tadı ayrıdır. Bazen aynı dilimin ucu başka, ortası başka tat dadır.
Eskiden Türkiye’de çok Yafa bulunurdu. Ancak nerdeyse hepsi söküldü ve yerine daha çok portakal veren – örneğin Washington – türler dikildi.
Cebimdeki bıçakla portakalların en ufağını kesip soyuyorum. Dilimleri meydana getiren küçük, sıvı dolu balonlarda meyvenin olgunlaşırken emdiği güneş ışınlarının parıltısı ve rengi vardı.
Portakalların üçünü ertesi gün İstanbul'dan gelecek olan çocuklarıma, Selim ile Sara'ya, saklayacağım.
Ancak ertesi gün ağaçta hiç portakal yoktu. Herhalde evde olmadığım bir saatte komşu inşaatta çalışan işçiler veya çocuklar girip koparmışlardı.
Çocukların Yafa ile tanışmaları gelecek kışa kalacak.
Geri eve doğru yürürken aklıma şu soru takıldı: Ben portakalların çalındığının farkındaydım ama ağaç farkında mıydı?
Portakalların çalınması beni kızdırmıştı. Portakal ağacı da kızgın mıydı? Ağaç belki de portakallarının kesildiğinin farkındaydı çünkü hafiflemişti; meyveleri taşıyan dallar artık köklerden daha az besin talep ediyorlardı.
Ama ağaç portakallarını kesenin sahibi olmadığının, bir hırsızlık olayının meydana geldiğinin, temel bir ahlaki kuralın çiğnendiğinin fakında mıydı?
Ahlak kuralları doğaya değil insana aittir. Doğa ahlaksızdır. 
Meyvelerini kimin kestiği ağaç için ahlaki bir konu değildi. Hatta bir konu bile değildi. Dallarında meyve vardı veya yoktu. Ağaç için konu orada başlayıp bitiyordu.
Olay sahiplik konusunda düğümleniyordu.
Bana göre, Yafa benim malımdı – onu fidan iken satın almış, bana ait topraklara dikmiş ve yıllarca, meyve verinceye kadar, bakmıştım. 
Ama ağaca göre durum böyle değildi. O kendinden başka kimseye ait değildi.
Bu insanlar için de geçerlidir, diye düşündüm. Biz de kendi kendimizden başka kimseye ait değiliz. Özgürüz. Ama belki de özgürlüğün ağırlığını  kaldırmaya gücümüz yetmediği için, nasıl ağaçları kendi malımız sayıyorsak, kendimizi de bir başkasının malı addediyoruz.
Kâinat neden var? Neden doğup ölüyoruz? Varlığımızın anlamı ne?
Bu soruların yanıtlarını bulamayanların sesleri yeryüzünden göğe yükseliyor. Cılız bir biçimde kâinatın kapısının çalıyor.
Ama içeriden cevap gelmiyor.
Belki içeride kimse yok.
Belki kapıyı o kadar cılız çalıyoruz ki içeriden duyulmuyor.
Belki de cevap verildi ama duymuyoruz.

2.1.2012
 

Paylaş
İLGİLİ HABERLER
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
ANKET
2020 sonunda dolar kurunun kaç ruble olacağını tahmin ediyorsunuz?



©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved
Türkiye-Rusya haber sitesi Türkiye-Rusya haber sitesi