Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkiye-Rusya haber sitesi
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
YAZARLAR

Ayazağa'daki ıTÜ inşaatçılardan Anna Karenina'nın aşkına, bir ufuk turu

 

ıTÜ ve Anna Karenina

2006 yılını iki güzel etkinlikle kapattım..
Bunlardan ilki, ıstanbul Teknik Üniversitesi (ıTÜ) Ayazağa ınşaat fakültesi öğrencilerinin daveti idi. Her ay bir konu seçip, konuşmacı davet eden öğrenciler,  aralık 2006 konusu olarak  Rusya’yı seçince konuşmacı olarak da beni buldular… Konuşmamı, 20 yıla yakın oluşan Rusya tecrübelerime SSCB perspektifini de katarak hazırlamıştım.
Dinlemeye gelenler işadamı profilinden uzak olacağı için rahattım.
Gençlerin ilgisini çekebilir düşüncesiyle  mümkün olduğu kadar sosyal konulara ağırlık vermeye çalıştım…
SSCB zamanında insanların yaşantıları ile şimdiki yaşantılarını karşılaştırıp, bir Rus için son derece normal, ancak bize göre komik olaylardan söz ettim.
ıçki içmeleri ile ilgili  çeşitli anekdotlar anlattım.
En çok ilgilerini çekeceğini sandığım kadın-erkek ilişkilerinden uzun uzun bahsettim.
Kimi zaman güldüler,
Kimi zaman dikkatlice dinlediler,
Salonda yaklaşık 150 civarında öğrenci vardı.
Benim konuşmam bitince soru cevap bölümüne geçtik.
O zaman anladım ki gençlerin ilgisi başka yerlerde imiş.
Gelen soruların büyük bir kısmı iş bulma konusundaydı.
Rusya’da nasıl çalışılır?…
Mühendis ücretleri ne seviyelerde?
Yeni mezunların Rusya’da iş bulma şansları nelerdir?
Türk inşaat firmaları daha uzun yıllar Rusya’da iş yapmaya devam edebilecekler mi?
Ve daha bir sürü soru.
Ama hepsi de iş bulma konusundaydı.
Dilimin döndüğünce Türk inşaat firmalarının artık eskisi gibi kolaylıkla iş alamadıklarını, hem yeni çıkan Rus firmalarının rekabeti, hem de yasalar gereği, yerli personel bulundurma zorunluluğu sonucu inşaat sektöründe Türklerin ağırlığının zaman içinde azalma eğiliminde olacağını söylemeye çalıştım.
Ümitleri kırılmasın diye de pazarın artık Moskova olmadığını ve aynen durgun suya atılan bir taşın oluşturduğu halkalar gibi pazarın  Moskova dışına taştığını, orada ise hayatın Moskova’daki gibi parlak, renkli, eğlenceli olmadığını, taşra hayatının daha mütevazi, daha ucuz ama  şartlarının da  daha ağır olduğunu..  
Ve de
 şayet Rusya’da çalışmayı düşünüyorlarsa, mutlaka Rusça öğrenmeye başlamaları gerektiğini söyledim..
ışte beni en çok şaşırtan şey o zaman oldu.
Salonun yarısına yakın kısmı Rusça kurslara zaten devam ediyormuş…
Yani sizin anlayacağınız.
Geleceğin Türk ınşaat mühendisleri Rusya pazarını kendilerine  hedef almışlar…
şimdi Rusya’da iş bulup çalışan inşaat mühendisi arkadaşlar düşünsün artık gerisini.
Arkalarından çok donanımlı ve lisan alt yapısını da kurmuş bir nesil geliyor.
Rekabet sadece Ruslarla değil, Türk mühendisler arasında da olacak.
Ekmek artık aslanın midesinde.
…………………..


ıkinci etkinlik ise Kenterler Tiyatrosu’ndaki Lev Tolstoy’un ölümsüz eseri “Anna Karenina” oyununu izlemem idi.
Yılların sanatçısı Yıldız Kenter ve Cüneyt Türel artık yavaş yavaş kenara çekilip arkalarından gelen gençlere yol açmak için küçük rollerle yetinmişlerdi,
Bu durum onların ustalığına daha çok yakışmış..
Yeşim Koçak “Anna Karanina” ve Hakan Gerçek de  “Levin”  rolü ile müthiş portreler çizdiler.
“Anna Karenina” Rus edebiyatını seven ve okuyan  her insanın çok etkilendiği ancak Rusya’ya yıllarını verip bu insanları biraz daha yakından tanıyanların çok daha iyi anlayabileceği bir eserdir…..
Moskova- St. Petersburg arasında oluşan ve yaşlı  bir  Rus aristokratı ile evli genç, güzel  bir kadın ile, geleceği çok parlak,  soylu ve yakışıklı bir saray süvarisi arasındaki yasak aşkı anlatıyor yazar…..
Öyle bir aşk ki,
Karanina her şeyinden vazgeçiyor bu aşk için…
Çevre, zenginlik, sosyal mevkii, aile, çocuk…..
Bunlar,
“Bir Rus kadınının aşık olmasına engel teşkil edecek şeyler değildir” diyor sanki…

Rusya dişidir…
“Rusya Ana” diye boşuna dememişler…
Sadece gramerdeki “feminen” sözcük değildir Rusya’yı dişi yapan.
Rus Kadınının yaptığı fedakarlıklardır…,
ış yerinde, evde, yatakta….
……
Oyunda başka kadınlar da var,
Onlar aşık ama  aldatılan kadınlardır,
Oysa Anna Karanina “aldatan” kadındır….
Bu söz  oyunun bir yerinde tüm çıplaklığı ile insanın suratına vuruyor…,
“Hırsıza hırsız demek hakaret midir?
Gerçek midir?”
Tolstoy’un bir yazar mi? yoksa bir Filozof mu olduğunu tartışacağınız türde bir yapıttır bu eser…
……..
Ya bugün?
Bugünün Rusya’sında böyle kadınlar var mıdır acaba?
Sanmıyorum,
Değişen dünya ile birlikte Rus kadını da değişti sanırım..
şimdi istekleri,
Daha çok para, daha çok marka, daha çok eğlence…
Oysa Rus erkeği hiç değişmemiş,
Bugün nasılsa,
18.nci yüzyılda da aynıymış,
ıçki, eğlence, kumar ve  kadın…

(Resim: Ilya Repin)

Paylaş
İLGİLİ HABERLER
Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam Türkrus reklam
ANKET
2020 sonunda dolar kurunun kaç ruble olacağını tahmin ediyorsunuz?



©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved
Türkiye-Rusya haber sitesi Türkiye-Rusya haber sitesi