Putin: "İnsan ahlakını alaycı biçimde ihlal eden cinayet"
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından hafta sonunda İran tarafına gönderdiği taziye mesajında saldırıyı "cinayet" olarak nitelendirdi.
Putin mesajında şu ifadeleri kullandı:
“İran İslam Cumhuriyeti’nin Yüksek Lideri Seyyid Ali Hamaney ile ailesi fertlerinin öldürülmesi nedeniyle en derin taziyelerimi sunuyorum. Bu cinayet, insan ahlakının ve uluslararası hukukun tüm normlarının alaycı biçimde ihlal edilmesiyle işlenmiştir.”
Putin mesajında İran ile Rusya arasındaki ilişkilere de özel vurgu yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Ülkemizde Ayetullah Hamaney, dostane Rusya-İran ilişkilerinin gelişmesine yaptığı büyük kişisel katkıyla, seçkin bir devlet adamı olarak hatırlanacaktır.”
Putin, mesajında gerilimin daha da tırmanmaması gerektiğine de işaret etti. Açıklamada “Bu haksız eylem ve onun sonuçları yeni bir tırmanmaya yol açmamalıdır; uluslararası toplumu sorumlu davranmaya çağırıyoruz.”
İzvestiya gazetesi Kremlin’e yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde Putin’in bu olayı “siyasi sonuçları son derece ağır olacak bir cinayet” olarak gördüğünü yazdı.
Moskovskiy Komsomolets ise Putin’in tonunun sert olmasına rağmen askeri misillemeye dair hiçbir ima içermediğine dikkat çekerek, Kremlin’in bu aşamada “gerilimi kontrol altında tutmayı tercih ettiğini” vurguladı. Gazeteye konuşan Rus analistler, Moskova’nın ABD ve İsrail’le doğrudan bir çatışma riskini bilinçli biçimde dışarıda bıraktığını belirtti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı saldırılarla ilgili açıklamasında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimalinin “küresel enerji piyasaları için zincirleme bir şok” yaratabileceği uyarısında bulundu.
Kommersant, bakanlık kaynaklarının saldırıları “fiili abluka ve bilinçli provokasyon” olarak nitelendirdiğini aktardı. Gazeteye göre Moskova, ABD ve İsrail arasındaki askeri koordinasyonun bölgedeki insani durumu ağırlaştırdığına dair verileri BM Güvenlik Konseyi gündemine taşımaya hazırlanıyor.
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya’nın konsey toplantısında saldırıları “sebepsiz silahlı güç kullanımı” olarak tanımladığı ve diplomatik kanalların yeniden devreye sokulması çağrısı yaptığı da Rus basınında geniş yer buldu.
Bu arada Brent petrolünün mayıs vadeli kontratlarının fiyatı Londra’daki ICE borsasında işlemlerin açılışında %13 arttı, varil başına 82 doları aşarak yükselerek son sekiz ayın en yüksek seviyesini gördü.
Norveçli danışmanlık şirketi Rystad Energy analistleri, Rus petrolünün varil fiyatında 20 dolara varan sert bir artış yaşanabileceğini öngörürken, bu ölçüde bir yükselişin temel nedeninin Hürmüz Boğazı’nın kapanması olabileceğine dikkat çekti. Ancak İran makamları pazar günü Tahran’ın deniz koridorunu kapatmayı planlamadığını açıkladı.
Rus uzmanların analizleri
Öte yandan krtizle ilgili Rus uzman yorumları, saldırının askeri boyutundan çok stratejik sonuçlarına odaklandı. BFM.ru’ya konuşan politolog Malek Dudakov, ABD’nin hamlesini “Ortadoğu’da kaybolan kontrol algısını yeniden tesis etme girişimi” olarak tanımlarken, bunun İran’ı daha sert ve öngörülemez adımlara itebileceğini söyledi.
Komsomolskaya Pravda’da yer alan askeri analizde ise saldırının İran’ın bazı askeri altyapılarını zayıflatabileceği ancak “İran’ın füze ve drone kapasitesinin ortadan kaldırılmasının gerçekçi olmadığı” vurgulandı.
Enerji uzmanları da Izvestiya’ya yaptıkları değerlendirmelerde, Hürmüz’de yaşanacak her aksamanın petrol fiyatlarını yukarı çekeceğini, bunun kısa vadede Rus ihracat gelirlerini destekleyebileceğini fakat orta vadede küresel talep açısından riskler barındırdığını dile getirdi.
İran ve Körfez bölgesindeki Rus vatandaşlarının durumu da medyada geniş yer buldu. Kommersant’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, yaklaşık 500 Rus vatandaşı İran’dan Azerbaycan üzerinden tahliye listesine alındı; ilk etapta 192 kişi kara yoluyla ülke dışına çıkarıldı.
Moskovskiy Komsomolets, Tahran’daki Rus Büyükelçiliği’nin vatandaşlara “zorunlu olmadıkça seyahat edilmemesi ve güvenli bölgelerde kalınması” çağrısı yaptığını yazdı.
Bu arada Medyagunlugu.com sitesinin derlemesine göre, Rus siyaset adamları ve uzmanlar, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Orta Doğu’daki kırılgan güç dengesini bozacağı ve gelişmelerden Türkiye’nin de olumsuz etkilenebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Senato (Federasyon Konseyi) Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Grigoriy Karasin, İran’dan kaynaklandığı iddia edilen varoluşsal tehditlere yönelik demagojik atıfların yanlış göründüğünü ve çok az kişiyi ikna ettiğini söyledi.
Karasin, Telegram hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:
“ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığına ilişkin haberler, Orta Doğu’da ve genel olarak dünyada öngörülebilir ilişkilere dair umutlara acı bir darbe vurdu. Anlaşılan, kabalık bazı ülkeler için devletler arası sorunları kendi takdirlerine göre çözme alışkanlığı ve davranış biçimi haline geliyor. Uluslararası hukuk ve ülkeler arası ilişkilerdeki temel etik unutulmuş durumda.”
News.ru haber sitesinin sorularını yanıtlayan Parlamento (Duma) Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Leonid Slutskiy de şu değerlendirmeyi yaptı:
“ABD, Tahran’da rejim değişikliği sağlamak için İran’a saldırdı. Cenevre’de İran nükleer dosyası için yapılan görüşmeler, bu çerçevede ortaya atılan ‘önleyici saldırılar’ veya ‘Amerikan vatandaşlarını koruma’ söylemleri de, Tahran’da rejim değişikliğini yapmak için bir perdelemeydi. Karşılıklı saldırılar, Orta Doğu’da istikrarsızlığa yol açabilir.”
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Başkanı Murad Sadigzade, ABD’nin İsrail yönetiminin etkisiyle İran’a karşı askeri bir harekat başlattığın söyledi. Sadıgzade, “ABD’nin Müslüman müttefikleri, bölgede yeni bir gerginliğe sözlü olarak karşı çıkıyor. Yani, İran gibi bölgesel rakiplerini zayıflatmak için ABD bombardımanlarını gizlice desteklemeye de hazırlar. Ancak, İran’ın yıkılması Orta Doğu’daki kırılgan güç dengesini İsrail lehine bozar, bu da sadece Basra Körfezi’ndeki Arap monarşilerini değil, Türkiye’yi de olumsuz etkileyebilir” dedi.
Orta Doğu’daki çatışmaların uzun sürmeyeceğini belirten Sadıgzade, “Çünkü ABD uzun süreli bir gerginliğe ilgi duymaz. Bölgedeki silah ve mühimmat stokları uzun süreli bir savaş için hazırlanmamış. Washington ayrıca, çatışmaların uzaması durumunda İran’ın Amerikan askeri ve enerji tesislerine ve bölgesel müttefiklerinin tesislerine misilleme saldırılarından da korkuyor” diye konuştu.
Tahran’ın da uzun süreli bir çatışmadan yana olmadığına işaret eden Sadıgzade, “İran ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Siyasi elit hükümet politikası konusunda bölünmüş durumda. Bu anlamda, Amerikan bombardımanları İran toplumunu parçalamayı da amaçlıyor” görüşünü savundu.
Yüksek Ekonomi Okulu’na bağlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi uzmanı Lev Sokolşik, Trump’ın İran konusunda diplomasiye meyilli olmadığını ve her zaman askeri baskıyı tercih ettiğini vurguladı.
Rus turistler de zorda
Körfez ülkelerinde bulunan Rus turistlerle ilgili haberlerde ise özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nde hava sahası kısıtlamaları nedeniyle yüzlerce kişinin uçuş iptalleri ve aktarma sorunları yaşadığı, tur operatörlerinin geçici konaklama çözümleri aradığı aktarıldı.
İsrail’de görev yapan Rus diplomatik personel ve aile üyelerini taşıyan özel uçak, Moskova yakınlarındaki Jukovskiy Havalimanı’na iniş yaptı. Tahliye işlemi, Vladimir Putin’in talimatı ve Acil Durumlar Bakanı Aleksandr Kurenkov’un görevlendirmesiyle organize edildi. Başkente 38’i çocuk olmak üzere toplam 84 kişi ulaştı.
Rus basını, İran’ın saldırılara misilleme olarak Körfez’deki bazı hedeflere füze ve drone saldırıları düzenlemesinin Moskova açısından dolaylı riskler yarattığına dikkat çekti.
BFM.ru, bu gelişmelerin sivil hava trafiği ve deniz taşımacılığında ciddi aksamalara yol açtığını, bunun Rus turistler ve lojistik şirketleri için belirsizlik yarattığını yazdı.
Izvestiya ise Kremlin’in bu aşamada çatışmanın daha geniş bir bölgesel krize dönüşmesini “Rusya’nın çıkarlarına aykırı” gördüğünü belirterek, Moskova’nın ana hedefinin diplomatik dengeyi korumak olduğunu aktardı.
1 Mart
Rusya’da İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırıları, hem resmi düzeyde hem de medya ve uzman çevrelerinde sert ve "alarm veren" bir dille karşılandı. Kremlin, saldırıların hemen ardından Devlet Başkanı Vladimir Putin başkanlığında Güvenlik Konseyi toplantısı düzenlendiğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde saldırıları kınadı. Bakanlık sözcüsü Maria Zaharova ise ABD ve İsrail’in eylemlerini “önceden planlanmış silahlı saldırı” olarak tanımladı ve bölgenin insani, ekonomik hatta radyolojik bir felakete sürüklendiğini söyledi.
Rus basınında kullanılan dil, resmi açıklamalardan da sert bir tona işaret ediyor. Kommersant, saldırıları “uluslararası hukukun açık ihlali” başlığıyla verirken, Washington ile Tel Aviv’in İran’ın siyasi sistemini zorla dönüştürmeye çalıştığını vurguladı. RBC ve Vedomosti gibi ekonomi ve siyaset odaklı yayınlar, askeri boyuttan çok sonuçlara odaklandı. Bu yayınlarda Hürmüz Boğazı’nda ticaretin sekteye uğrama riski, petrol fiyatlarında sert dalgalanma ihtimali ve küresel enflasyon baskısı öne çıkarıldı. Uzman yorumlarında, Orta Doğu’daki çatışmanın Rusya açısından hem enerji gelirleri hem de küresel diplomasi dengeleri bakımından ciddi belirsizlikler yarattığına dikkat çekildi.
Rus uzmanlar, özellikle İran’ın verdiği karşılığın bölgesel yankılarına odaklanıyor. Business FM’de konuşan doğu bilimci Yelena Suponina, İran’ın ABD üslerine ve bazı Arap ülkelerine uzanan geniş çaplı yanıtının stratejik bir hata olabileceğini savundu. Suponina’ya göre Tahran, Washington’a sınırlı zarar verirken Arap dünyasında kendisine yönelik tepkiyi büyüttü ve bu tablo tam da ABD ile İsrail’in arzuladığı sonucu doğurdu. Rus yorumcular, İran’ın askeri hamlelerinden çok diplomatik yalnızlaşma riskine dikkat çekiyor.
Askeri dengeye dair değerlendirmelerde ise daha temkinli bir dil hâkim. IMEMO RAN uzmanı Dmitriy Stefanoviç, İran’ın füze ve İHA kapasitesinin ne kadar süreyle sürdürülebileceğinin bilinmediğini, bu nedenle ABD ve İsrail savunma sistemleriyle İran’ın saldırı potansiyeli arasında uzun ve yıpratıcı bir mücadele yaşanabileceğini söylüyor. Rus basınında sıkça vurgulanan bir diğer nokta, nükleer tesislerin hedef alınmasının MАГАТЭ denetim sistemini zedelediği ve nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini tehlikeye attığı görüşü.
Genel tabloya bakıldığında Rusya’da oluşan algı net. Medya, uzmanlar ve resmi makamlar saldırıları yalnızca İran’a yönelik bir askeri operasyon olarak değil, tüm Orta Doğu’yu istikrarsızlaştıracak ve küresel düzeni sarsacak bir adım olarak görüyor. Moskova’nın önümüzdeki süreçte diplomatik çözüm çağrılarını artırması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi zeminini daha aktif kullanması bekleniyor. Rus basınına göre bu kriz, askeri sonuçlarından çok siyasi ve ekonomik artçı sarsıntılarıyla uzun süre gündemde kalacak.
28 Şubat
Başkan Vladimir Putin, Rusya Güvenlik Konseyinin daimi üyeleriyle video konferans formatında bir toplantı gerçekleştirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un açıklamasına göre toplantının ana gündem maddesini İran çevresinde son dönemde yaşanan gelişmeler oluşturdu. Görüşmede, bölgedeki askeri ve siyasi riskler ile tırmanan gerilimin Rusya’nın güvenliği ve bölgesel istikrar üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde ele alındı.
Toplantıda söz alan Rusya Güvenlik Konseyi üyeleri, İran etrafında şekillenen durumun yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel güvenlik mimarisini de tehdit eder hale geldiğine dikkat çekti. Kremlin kaynakları, çatışmanın kontrolsüz biçimde büyümesi halinde bunun diplomatik, ekonomik ve insani sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesinin öne çıktığını aktardı.
Bu gelişmelerin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu saldırıların “uluslararası hukukun temel ilke ve normlarını ihlal eden, egemen ve bağımsız bir BM üyesi devlete karşı önceden planlanmış ve kışkırtılmamış bir silahlı saldırı” olduğu vurgulandı. Bakanlık, bu adımların “bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete sürükleyen tehlikeli bir macera” anlamına geldiğini belirtti.
Açıklamada ayrıca, saldırıların İran etrafındaki durumu uzun vadede normalleştirmeyi amaçlayan yeni bir müzakere süreci görüntüsü altında gerçekleştirilmesinin özellikle kaygı verici olduğu ifade edildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, “ABD ve İsrail’in, İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme bahanesinin arkasına saklandığını, buna karşın UAEA güvenceleri altındaki nükleer tesislerin bombalanmasının kabul edilemez olduğunu” kaydetti. Washington ve Tel Aviv’in bu adımlarla, Ortadoğu’yu kontrolsüz bir gerilim sarmalına sürüklediğinin altı çizildi.
Bu çerçevede Sergey Lavrov’un da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik “temelsiz ve kışkırtılmamış saldırganlığını” açık biçimde kınadığı bildirildi. Bakanlık açıklamasına göre, Abbas Arakçi, Lavrov’u telefonla arayarak İran yönetiminin saldırıları püskürtmeye yönelik attığı adımlar hakkında bilgi verdi. Lavrov, saldırıların derhal durdurulması gerektiğini vurgulayarak, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dahil tüm uluslararası platformlarda, “uluslararası hukuka, karşılıklı saygıya ve çıkarlar dengesine dayalı barışçıl çözümlerin bulunmasını kolaylaştırmaya” hazır olduğunu ifade etti.
1.3.2026

Реклама