Eski defter açıldı: SSCB'de gerçekten seks yok muydu?
Sovyetler Birliği hakkında dünyada en çok bilinen klişelerden biri, "SSCB'de seks yoktu" sözüdür. Bu ifade, 1986 yılında Sovyetler Birliği ile ABD arasında canlı yayınlanan Leningrad–Boston televizyon köprüsü sırasında ortaya çıktı. Yayında Amerikalı bir katılımcının Sovyet reklamlarında neden cinselliğin kullanılmadığını sorması üzerine Sovyet izleyicilerden Lyudmila İvanova, "Bizde seks yok, bizde aşk var" yanıtını verdi. Ancak stüdyodaki kahkahalar nedeniyle cümlenin ikinci kısmı duyulmadı ve geriye yalnızca "SSCB'de seks yok" ifadesi kaldı. Zamanla bu söz, Sovyet toplumunun cinselliğe bakışını anlatan küresel bir efsaneye dönüştü.
Gerçekte ise Sovyetler Birliği'nde seks vardı; ancak cinsellik kamusal alanda konuşulmayan, özel hayatın sınırları içinde yaşanan bir konuydu. Lenta.ru yazarı Tatyana Strukova'ya konuşan sosyolog ve felsefe doktoru Olga Zdravomıslova'ya göre bu anlayış yalnızca Sovyet ideolojisinden kaynaklanmıyordu. Rus klasik edebiyatının da etkisiyle aşk yüceltilirken cinsellik geri planda bırakıldı. Buna karşın 1917 Devrimi'nin ardından kısa süreli bir cinsel özgürleşme dönemi yaşandı; medeni nikâh ve boşanma kolaylaştırıldı, kadın-erkek eşitliğini esas alan aile yasaları çıkarıldı ve 1920'de kürtaj yasallaştırıldı. Ancak Stalin döneminde bu politikalar tersine çevrildi; kürtaj yasaklandı, boşanma zorlaştırıldı ve devlet özel yaşam üzerindeki denetimini artırdı. Böylece cinsellik toplumda varlığını sürdürmesine rağmen görünmez hale geldi.
Zdravomıslova'ya göre Sovyet döneminde insanlar özel hayatlarında sanıldığından daha özgürdü, ancak bunu açıkça konuşmaları mümkün değildi. Okullarda cinsel eğitim verilmiyor, aileler bu konudan kaçınıyor, gençler bilgiyi çoğunlukla arkadaş çevrelerinden öğreniyordu. Konut sıkıntısı da mahrem yaşamı zorlaştırıyordu; komünal dairelerde veya tek odalı küçük evlerde birkaç kuşağın birlikte yaşaması, çiftlerin özel alanını büyük ölçüde ortadan kaldırıyordu.
Modern doğum kontrol yöntemlerinin yetersizliği nedeniyle kürtaj uzun yıllar en yaygın doğum kontrol yöntemi olarak kullanılırken, toplumsal cinsiyet anlayışında da belirgin bir çifte standart hakimdi. Erkeklerin cinsel ilişkileri büyük ölçüde hoş görülürken, kadınlardan çok daha katı kurallara uymaları bekleniyordu. Zdravomıslova bu durumu, "Erkeğe neredeyse her şey serbestti, kadına ise neredeyse hiçbir şey" sözleriyle özetliyor.
Lenta.ru söyleşisinde Zdravomıslova, Sovyetler'in dağılmasının üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Rusya'da cinsellik üzerine sağlıklı ve yerleşik bir konuşma kültürünün hâlâ tam olarak oluşmadığını da belirtiyor.
1990'lı yıllarda cinsellik ilk kez açık biçimde tartışılmaya başlanırken, son yıllarda yeniden muhafazakâr söylemlerin güç kazandığını ifade eden sosyolog, buna rağmen genç kuşakların duygusal ve cinsel ilişkilere ebeveynlerinden çok daha farklı yaklaştığını söylüyor.
Yazara göre cinselliği bastırmak mümkün olsa da bunun toplumsal maliyeti ağır oluyor; çünkü özgürlüğün yalnızca siyasal değil, insanların en mahrem yaşamlarının da ayrılmaz bir parçası olduğunu tarih defalarca gösterdi.
20.7.2026

Реклама