"Tektonik kayma": Savaş Rusya'nın enerjisini nasıl etikler?
Basra Körfezi’nde Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan gerilim, enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açarken, gelişmelerin Rusya'ya olası etkileri tartışılmaya devam ediyor.
Goldman Sachs analistleri, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüseferin iki ay içinde normale dönmemesi halinde Avrupa’da gaz fiyatlarının iki katından fazla artarak bin metreküp başına 1230 dolara çıkabileceği uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları Komutanı İbrahim Cebbar, “Bölgeden tek bir damla petrolün çıkmasına izin vermeyeceğiz” açıklamasını yaptı ve yasağı ihlal eden gemilerin hedef alınacağını söyledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise boğazın mayınlandığına ya da tamamen kapatıldığına dair işaret bulunmadığını bildirdi. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği bu hatta sevkiyatın yarısının Çin’e yapıldığı belirtiliyor.
AMarkets analisti İgor Rastorguyev, resmi bir kapanma kararı olmasa da sigorta şirketlerinin riskleri üstlenmemesi nedeniyle tankerlerin çatışma hattına girmekten kaçındığını belirtti. Rastorguyev, “Piyasa anında ve sert tepki verdi” diyerek Brent’in 83 dolara yaklaştığını, Avrupa’da gaz fiyatlarının 600 doların üzerine çıktığını hatırlattı. Uzman, Orta Doğu’daki kaosun Rus enerji kaynaklarını küresel arz-talep dengesi açısından daha kritik hale getirdiğini, Hindistan’ın alternatif arayışında Rus petrolüne yönelebileceğini ifade etti.
SharesPro Başkanı Denis Astafyev de BFM.ru’ya yaptığı değerlendirmede, krizin yalnızca fiyat artışı değil, küresel enerji lojistiğinde “tektonik bir kayma” anlamına geldiğini söyledi. Astafyev, tanker navlun ücretlerinin ikiye katlandığını ve sigortacıların teminat vermediğini belirterek, Rusya’nın çeşitlendirilmiş ihracat altyapısı sayesinde bu süreçte “piyasanın dengeleyicisi” konumuna gelebileceğini savundu. İzvestiya ve RIA’ya konuşan bazı sektör temsilcileri de, Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Katar LNG’sine bağımlı ülkelerin kuzeye, yani Rus tedarikine daha fazla ilgi gösterebileceğini dile getirdi.
İhracatçılar ve İthalatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Artur Leer ise Batı Avrupa açısından tablonun daha kırılgan olduğunu belirtti. Leer, enerji koridorlarında her gerilimin petrol ve LNG fiyatlarını kaçınılmaz biçimde yukarı ittiğini, Brüksel’in Moskova ile enerji bağlarını kademeli azaltma stratejisinin mevcut koşullarda ek risk yarattığını ifade etti. Uzmanlara göre mevcut konfigürasyon, Rusya için artan ihracat geliri ve güçlenen pazarlık pozisyonu anlamına geliyor. Daha önce petrol, altın ve doların da çatışma haberleriyle birlikte sert yükseldiği hatırlatılıyor.
M. Komsomolets'e yazan Rus siyaset yorumcusu Mihail Rostovskiy, Orta Doğu’daki çatışmanın Rusya için “büyük bir fırsatı büyük bir riskle aynı şişede” sunduğunu yazdı. 1973 Orta Doğu krizinin Sovyetler Birliği’nin küresel enerji tedarikçisi olarak yükselişinin başlangıcı olduğunu hatırlatan Rostovskiy, 2026’daki krizin ise Trump yönetiminin Rusya’yı dünya enerji piyasalarından dışlama çabalarını boşa çıkarabileceğini belirtti. Ancak yazar, “Bunun mutlaka böyle olacağına dair hiçbir garanti yok” diyerek temkinli olunması gerektiğini vurguladı.
Rostovskiy’e göre İran’la sert bir çatışma Batı’nın dikkatini Ukrayna’dan uzaklaştırabilir ve Kiev yönetimini zayıflatabilir, fakat bunun tersi bir senaryo da mümkün. İran’ın fiilen Batı kontrolüne girmesi halinde Moskova’nın enerji kozunun zayıflayabileceğini ve Hazar bölgesinde yeni sorunlar doğabileceğini ifade eden Rostovskiy, Trump’ın siyasi olarak zayıflamasının da Ukrayna konusunda Batı içindeki görüş ayrılıklarını azaltabileceğini savundu. Yazar, “Trump’ın İran’da attığı adımların nasıl yankı bulacağını önceden kestirmemize gerek yok” diyerek mevcut tabloda kesin hükümlere varmanın imkânsız olduğunun altını çizdi.
4.3.2026

Реклама