Döviz-Piyasalar24.04.2019 23:31:29
 

TÜM DERGİLERE ULAŞMAK
İÇİN TIKLAYINIZ.

Uysal DOĞAN

Moskova'da 23 Nisan coşkusu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl olduğu gibi bu yıl da Moskova'da coşkuyla kutlandı. Moskova Yunus Emre Enstitüsü'nde yapılan tören
Devamını oku...
ENKA'nın projesi ödüle doymuyor
Yerli ve yabancı ticari gayrımenkul yatırımcılarının frene bastığı son kriz döneminde planlı projelerinde hız kesmeyen ENKA, son dönemdeki gözde proje
Devamını oku...
Schengen vizesinde önemli yenilik
Schengen vizesi ile ilgili "hayatı kolaylaştıracak" bir uygulama kapıda: Avrupa Birliği Parlamentosu yabancı turistlere vize kolaylığı
Devamını oku...
Türkiye-Rusya Kültür Yılı'na start
Türkiye-Rusya Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı'nın açılışı gerçekleşti. Bu kapsamda, Türkiye'nin onur konuğu ülke olarak katıldığı 41. Uluslararası Mo
Devamını oku...

ABD Rusya'yı SWIFT'ten çıkarırsa...
Rusya, ABD'nin olası yeni yaptırımlarına karşı "bağışıklığını" arttırmak niyetinde. ABD'nin Rusya'ya karşı kullanabileceği olası kozlardan b
Devamını oku...
Basın Özgürlüğü Raporu: Türkiye ve Rusya
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Raporu'nda Türkiye, geçen yıl olduğu gibi 157. sırada yer alıyor. Rusya
Devamını oku...
Rus orta sınıfı: Quo vadis?
Kırım krizi sonrası 2014 sonundan itibaren Batı yaptırımlarıyla tetiklenen ekonomik kriz, Rusya'da orta sınıfı vurdu. Kendini orta sınıf olarak tanıml
Devamını oku...
Moskova'da Türk filmleri rüzgarı
Türkiye-Rusya Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı çerçevesinde 18 – 25 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 41. Uluslararası Moskova Film Fe
Devamını oku...
Para bitti, Gazprom'a geri döndü
Enerji fiyatlarının yüksek olduğu yıllarda akan parayı çarçur eden bir ülke daha, "hayatın gerçekleri" ile yüzleşmek zorunda kaldı... Yıllar
Devamını oku...
Rusya'da hangi sektörde iş kurmalı?
Bu soruya yanıt aranan araştırmaya göre, Rusya'da iş kurma planları arasında ilk sırada "kendi mağazasını açmak" var. Bunu "tarım işlet
Devamını oku...
20 maddede Boris Pasternak
Samih Güven, Sovyet devrinin ünlü yazarının hayatını ve dramını kaleme aldı. İşte 20 maddede Pasternak:  1. Boris Leonidoviç Pasternak (1890-1960
Devamını oku...
İyi haber: Perakende kıpırdadı
Moskova’da bu yılın ilk iki ayında perakende ticaret hacminde canlanma kaydedildi. Moskova Belediyesi Ekonomi Politikası ve Kalkınma Dairesinden
Devamını oku...
YAZARLAR | Haber detay
Yana Temiz yazdı: Ciddi ortak yazarım... Sevgili Türkiyem benim.

Hiçbir zaman ortak yazarlarla beraber yazmam. Nasıl konu uyumlu hale getirilir, beraber kahramanlar yaratılır, ana fikirler paylaşılır, başkasının düşüncesine kulak verilir, metinde, niyeymiş ki değişiklik yapılır, hayal dahi edemem... yok, yok, kesinlikle olamaz böyle bir şey! Sonuç kötü olsun, eleştirmenler ne isterlerse söylesinler, benim romanım sadece benimdir ve ben hiçbir zaman...

Hiçbir zaman: «Hiçbir zaman!» deme.

O hayatımda beklenmedik bir anda ortaya çıkıverdi, kulak vermiş olsam da başlarda karşı durmaya çabaladım: ne de olsa bu konuyu benden daha fazla anlıyordu, benim deneyimim azdı, yazdığım bir bölümü göstereyim, danışayım derdim. Tüm yazarlar gibi, ben de tabii ki övgüler ve kayıtsız şartsız kabullenilmeyi bekliyordum.

O an geldiğinde Türkiye’de ‘artık’ (uzun zaman önce ‘daha’ değil de mütevazi ‘topu-topu!’na dönüşmüş olan) üç-dört yıldır yaşamış idim, etrafa aşina olmuş, alışkanlıklar ve çevre edinmiş idim ve tabii ki yeni bir roman hakkında düşünmeye başlamıştım. Bunun her bakımdan ‘kadın’ olmasını bununla beraber kadınlar tarafından kadınlar için yazılmış romanlardan farklı bir eser olmasını istiyordum. Kadınlar hakkında olacaktı, ancak genç ve güzel olanlar hakkında değil, illa ki aşk entrikaları olmayan, hayranlık uyandırıcı ve yenilmez baş kadın karakteri olmayan bir eser olacaktı... ben de tanıdığım kadınlara gözümü diktim ve onlar hakkında yazdım.

Romanın adını ‘Altın günü’ koydum – ne olduğunu biliyor musunuz? Bizim için alışılmadık, beni şaşırtmış olan bir gelenek: Birkaç kadın arkadaş ayda bir kere aralarından birinin evinde buluşuyorlar ve her misafir hanım ev sahibine bir gram altın değerinde para veriyor. Öyle fazla bir miktar değil, kimseye yük getirici de değil, ama sonuçta bu misafirliğe katılan her kadın yılda bir kere kendine pahalı bir hediye alabiliyor. Bu eskiden mutlaka altın bilezik olurdu. Bu bilezikler yarına güveni sembolize ederlerdi ve banka hesaplarına erişimin erkeklerin ayrıcalığı olduğu o günlerde sadece kadınlara özgü bir tasarruf ve para koruma yöntemi idi. Bugün bilezik sadece yeni bir süs eşyası olabilir.

‘Altın Günü’ yapma geleneği ise kalıcı olmuştur ve bana hakkında roman yazmaya değer bir konu gibi geldi.

«Birinci Bölüm», – Gerçeğe benzemesini istediğim o hayal dünyasına dalarken yazdım… artık onları görebiliyordum, kendim de o misafir odasındaydım, hiçbir ortak yazar yoktu, aman ha! – roman başlıyor.

"…Hepsi birbirlerinden nefret ediyorlardı.
Gülümsemelerde, kibarlıkta, ziyafete yağdırılan övgülerde, yeni saç modeli ya da yeni alınan bir elbise ile ilgili komplimanlarda yansımasını bulan o zarif kadın nefretiydi bu. Birbirlerinin bayramlarını kutlamayı unutmazlardı, önce doğum günlerini, ardından çocukların evlenme tarihlerini hatırlarlardı, hastalık olsun, yeni bir eve taşınma olsun, yeni bir araba alınması olsun, eşinin işindeki zorluklar olsun, tatile gitmek olsun, oğlanın üniversiteye girmesi olsun kadın arkadaşlarının hayatındaki hiçbir olaya ilgisiz kalmazlardı. Diğerlerinin hangi parfümü, şekerlemeyi tercih ettiğini unutmazlardı; şirin, ufak-tefek hediyeler olmadan birbirlerine ziyarete gitmezlerdi; daire ve telefon numaralarını, diğer dokuz kadının kaynatalarının ve annelerinin kaprislerini ezbere bilirlerdi.

Çok isteseler de birbirlerini unutamazlardı. Bu on kadın bazı şeyleri unutmayacak kadar çok uzun zamandır birbirlerini tanımaktaydılar. Nefretleri de öylesine uzun zaman önce doğmuştu ki içlerinden hiçbiri bu nefretin ilk nedenini söyleyemezdi. Gerçek nedenini. Her birinin aklında gerçek neden gibi kabullenerek özenle üzerine titrediği, muhafaza ettiği o gerçeği değil.

On kadın. Yılda on misafirlik. Daha sıkı görüşmeleri için bir nedenleri yoktu, onlar da bunu yapmıyorlardı zaten. Hastalıkların bile onları vazgeçmeye zorlayamayacağı, sıradaki kaçınılmaz misafirliğe hazırlanırken özenle kendilerine çeki düzen verirlerdi, önceden ne giyeceklerine karar verirler, yeni süs eşyaları ya da ayakkabı satın alırlar ya da ödünç alırlardı, kuaföre giderler, manikür yaptırırlardı... tıpkı hayatında ilk defa buluşmaya gidecek genç kızlar gibiydiler.

On kadın. Yılda on misafirlik. Kaç yıldır bu misafirliklere hazırlanmışlardı? On beş? Yirmi? Cevap vermekte zorlanırlardı: Bunun hep böyle olduğunu sanırlardı.
Her zaman da o nefret vardı. Her biri çok becerikli ve özenli bir şekilde onu gizlerdi. Diğerlerinde de aynı nefret duygusunu yarattıklarının farkında bile olmazlardı. Hayır, bu içeriden hiçbirinin aklına bile gelmezdi. Ayda bir kere, ayrı bir özenle kendine çeki düzen veren her biri, kendi nefretini eşi, tekrarı olmayan sanırdı.

İzin, tatil ve seyahatler zamanı olan o iki ay dışında yılda on kere, artık genç olmayan, ama son derece bakımlı, modaya uygun bir şekilde ve akıllıca giyinmiş dokuz kadın evden çıkmadan önce aynaya son bir kontrol bakışı atardı. Onuncusu ise masalarda toz olup olmadığını, ışıl ışıl parlayacak şekilde silinmiş camlarda leke olup olmadığını, tertemiz yapılmış halılarda gözden kaçmış bir çöp tanesi olup olmadığını kontrol ederdi. Kapı zilinin defalarca çalmasını beklerdi.
Her şey hazır: kostümler, makyaj, dekorasyonlar.

On amatör, ancak kabiliyetli ve deneyimli aktris saatlerine bakıyorlar ve sahneye çıkıyorlar. Bekledikleri alkışlar değildir. Hiçbir çıkar gözetmeden, o günün artık geçmiş olduğundan aldıkları mutluluk dışında herhangi mükafat beklemeden kimsenin yönetmenliğini yapmadığı bir gösterideki rollerini yapıyorlar, ‘Altın Günü’ adlı gösteride…
 Romanın devamında neler neler olmadı ki: çok sayıda ani konu değişiklikleri, konuşmalar, cinayetler, politik entrikalar…

 – Eee-ee…– alçak gönüllülükle gülümsedi. – Fena değil, ama… onlara karşı adaletsiz değil misin? Nükteli bir şekilde Türk ev kadınları dediklerin bununla kalıyorlar mı sandın? Aslında Türk kadınları böyle olmakla kalmıyorlar, sadece altın günleri ile meşgul değiller! Ben sana çok farklı olanları göstereceğim… öylesine gençsin ki, canım!
«Artık» otuzluk bendeniz itiraz edemeden duramadım; o, ‘daha’ ve ‘topu-topu’nu gayet iyi bilen, gülümsedi ve ısrarlar burnunu sokmaya devam etti.

Hem metne hem fikirlere. Karakterlere ve çatışmalara.

İç mekan ve portre anlatımlarına.
Her şeye bir kulp buluyor, imalarda bulunuyor, tavsiyeler yapıyor, redaksiyon ve düzeltmeler yapıyordu, ben ise ne itiraz edebiliyor ne de reddedebiliyordum!
Haklı olduğunu kabullenmemem mümkün değildi.

 – ‘Onlar hakkında’ yazıyorsun. Oysa dünya da ‘onlar’ ve ‘bizler’ var mı ki? Bunlar kendi uydurma özellikleri ve fikirleri ile donattığımız kendi yarattığımız gruplar değil mi? Sen aynı zamanda ‘onlardan’ ve ‘bizden' biri değil misin?

Ben de yazmaya başladım, yazdığım ne ‘Türk kadınlarıydı’ ne ev hanımları, ne kadınlar, ne Türkler ne de Ruslardı artık, sadece hiçbir sembolik gruba sokulmayan farklı insanlardı. Tüm önyargılarımdan kurtuldum, onların bana dikte ettiklerini sildim, yeniden etrafıma bakındım…

Teşekkürler sana, benim ciddi “ortak yazarım”.

Sensiz kitaplarım çok daha büyük başarılar elde edebilirdi: kazanmaya mahkum ve hafif eserler, bu tür şeyler herkesin hoşuna gider – belki de bu şekilde hem yazar hem okuyucu birbirine göz kırparak ve gülerek ‘bizim gibi olmayanlara’ karşı bir çeşit ‘biz’e birleşen anlaşmalı taraflardır işte bu nedenle de tek etkileyici bir kelime ile önceden değerlendirilebilir, sınıflandırılabilir, çizilebilirler. Hayır, ben senin için böyle basitleştirilmiş bir yol istemiyorum.

Türkiye’de yirmi yıldır (daha? Topu topu?) yaşıyorum – ve kesinlikle biliyorum ki “Türk kadınları Rus kadınlarından farklılar” iddiasında bulunmak gibi hayali bir dünya görüşü hakkında hüküm vermek için çok az şey biliyorum…
– Gayet başarılısın, canım! – artık o kadar da alaycı gülümsemiyor bana. – Düşündüğüm gibi inatçı ve sınırlı değilmişsin. Yaz, yaz … eğer lazım olursa – ben yine yardım ederim ve yol gösteririm.

Teşekkürler, canım benim. Affet, adın kapaklarda yok.

Benim değişmez yardımcım ve tavsiyecim ne iyi ki eleştirilerini ve yardımını kabullendim!

Sevgili Türkiyem benim.

15.9.2015
 

Paylaş
İlgili Haberler
ANKET
Türkiye'nin S-400 anlaşmasından vazgeçme ihtimali var mı?

Ortodoksların Çile Haftası' nedir?
Ortodoks Hıristiyanların "Çile Haftası" olarak adlandırdığı, Paskalya öncesi "katı perhiz günleri" başladı. Rusçada "Str
Devamını oku... Kim- Putin zirvesi 25 Nisan'da
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nisan ayı bitmeden Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’la Rusya’da bir araya geleceği  aç
Devamını oku... "Mir" Türkiye'de çalışmaya başladı
Rusya'nın Batı yaptırımları sonrası gündeme getirip hızla hayata geçirdiği, Visa ve Mastercard'ın muadili sayılan milli  ödeme sistemi "Mir&
Devamını oku...
"Şimdiki elit 20 yıl daha yönetecek"
"Rusya'yı şu an yöneten siyasi elit en az 20 yıl daha iktidarda kalacak..." Bu iddia, Rus tarihçi Sergey Volkov'a ait. Volkov 2000'li y
Devamını oku...
Vladimir Zelenskiy: Dizi, gerçek oldu
Ukrayna'nın 41 yaşındaki en ünlü komedyeni Vladimir Zelenskiy, ilk kez adım attığı siyaset sahnesinde kısa sürede büyük bir halk desteğini arkasına al
Devamını oku...
Alkolden rüküş giyinmeye... Ruslar
Yurt dışında tatil yapan Rusya vatandaşı turistler etraflarına en fazla hangi konularda rahatsızlık veriyor? Rus bilet rezervasyon sitesi Biletix yapt
Devamını oku...
Lenin mozolesine 10 gün kilit
Önümüzdeki haftalarda Kızıl Meydan'ı ziyaret etmeyi planlayan turistlerin dikkatine: Moskova'da turistlerin ilgi gösterdiği mekanlardan Lenin mozolesi
Devamını oku...
Rusya'da votka içerken dikkat!
Rusya'da son yıllarda alkol tüketimine karşı verilen mücadele mesafe alındığı resmi ağızlardan ifade edilse de, ekonomik durumun kötüleşmesi ile ev ya
Devamını oku...
Rus medyasında İmamoğlu
Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını alarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olması Rus medyasında da geniş yer aldı. Eho Moskvı radyosu habe
Devamını oku...
Rusya’da potansiyeli en yüksek bölgeler
İş dünyası için önemli rapor: Sberbank, Rusya’nın mali açıdan en istikrarlı ve ekonomik büyüme potansiyeli en yüksek bölgelerini belirledi. Bank
Devamını oku...
Rusya'da halkın en büyük korkuları
Doğalgaz patlması, sokak köpekleri, enflasyon.... Rusya’da yapılan bir ankette ülke halkının en fazla tedirginlik duyduğu konular blelirlendi. K
Devamını oku...
Rusya inşaat pazarında umut
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Türk inşaat sektörünün son 25 yılda damgasını vurduğu Rusya pazarı ile ilgili "umutlu sinyal" verdi. TMB
Devamını oku...
 
©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved